Şamlıoğlu, “Sonuç odaklı yaklaşımla sürece zarar verdik. Süreç odaklı bir yaklaşımla sonuç odaklı olma anlayışından kurtulmaya çalışıyoruz. Sınıf geçmeyi zorlaştırmamızdaki temel amaç öğretmenin statüsünü yükseltmektir” dedi.

Trabzon Üniversitesi Kariyer Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi ile Yeniler Kulübü işbirliğinde düzenlenen program bugün Trabzon Üniversitesi Fatih Yerleşkesi Mahmut Goloğlu Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Akademisyen ve eğitimcilerin yanı sıra üniversite ve orta öğretim öğrencileri programa yoğun ilgi gösterdi. Konferansta Filistin’deki insanlık zulmü tüm konuşmacılar tarafından lanetlendi. Trabzon Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Âşıkkutlu, açılış ve karşılama konuşmasında medeniyetin nimetlerinden yararlanırken mancınık misalinde olduğu gibi; ne kadar geriye gidilirse aynı oranda ileriye dönük feraset penceresi açıldığını dile getirdi. Aşıkkutlu, “Geçmişini yitiren toplumlar hem tarihlerinden kopuyor, hem de güçlü kültürlerin güdümüne giriyorlar. Medeniyetin sağladığı kaynakların sonuna kadar kullanırken ortaya çıkan risklere karşı gençlerimizi koruyacak enstrümanları kullanmalıyız. Bu açıdan kadim kültürümüz, milli manevi değerlerimiz bizim için son derece değerlidir” dedi.

YAZ DÖNEMİNDE OKUL BAHÇELERİ OTOPARK OLACAK YAZ DÖNEMİNDE OKUL BAHÇELERİ OTOPARK OLACAK

Nusret Torpi’nin moderatörlüğündeki konferansta daha sonra Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kemal Şamlıoğlu her yaştan genç gruplara hitap etti. Fatih Eğitim Fakültesi 1999 dönemi Edebiyat bölümü mezunu olduğunu söyleyen Şamlıoğlu, “Fatih Eğitim Fakülteli olmaktan gurur duyuyorum. Aslen Rizeliyim, 15 yıla yakın Trabzon’da yaşadım. Akçaabat İmam Hatip Lisesinde de 3 yıl okudum. Benim açımdan çok güzel senelerdi. Ülkemizde çok güzel bir gençlik yetişiyor. Bizim gençliğimizde ayrımcılık ve bencillik yok. ‘Bereketli Hilal’in çocukları olarak tüm insanlık adına bir şeyler yapmaya, tüm dünyanın kurtuluşu için hayır ile adaletten yana olmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

KENDİ MEDENİYETİNE YABANCILAŞMAK

Medeniyetin gençlikle bağlantısını okurken eski/yeni tartışmalarla 200 yıl üzerinden değerlendirme yapmanın doğru olacağını belirten Şamlıoğlu, “Tanzimata bakınca aslında biz millet olarak Cumhuriyetimizin 200. yılındayız, Cumhuriyet böyle bir birikimin üzerine kuruldu. Aslında bu coğrafyanın adı Bereketli Hilal’dir. Bereketli Hilal’in çocukları yeni dünyaya yeni bir tahayyül ve tasavvuru bir medeniyet tasavvuru ortaya koyacaktır. Bu nedenle gençlerin kanaatleri bizim için çok değerlidir. Karşımıza medeniyet mevzuu çıkartılınca yeni olan hep muteber midir?.. Eski olan her zaman yanlış mıdır? Böyle bir zorlamadan geçmiş milletiz. Böylece bizi geçmişimizden kopardılar. Biz bunun yansımasını TRT’deki Gönül Dağı dizisinde gördük; orada bir kahraman var, Sefer. Bir gün ameliyat oluyor, eşi Zahide’yi hatırlayamıyor. Eşi içerliyor. Sonra ise eşine şunu söylüyor; aklım seni unuttu ama kalbim seni unutmadı diyor. Belki 300 yaldır bilginin, bilimin, sadece akıl merkezinde vahiyden kopartılması yönü ile tartışılması gereken bir şey. İnsanı eşref-i kâmil olarak inşa eden yaklaşımların değeri vardır. Yeni; içi doldurulması gereken bir mefhum olarak bize sunulurken onun karşısında teknik bir medeniyet algısı olarak önümüze getiriliyor. Aslında bu algı konvansiyonel olarak kendi medeniyetine yabancılaşmayı da önümüze getiriyor. Eğitim yaklaşımlarında bunu yaşadık. Eğitim felsefesi yaklaşımlarını önümüze getirenler oldu. Pragmatik yaklaşımları önerenler oldu. Salt kendi akademik başarısı ile başarılı olunduğunu hem temel eğitimde hem yüksek eğitimde önümüze getirenler oldu. Bununla eşzamanlı, şahsiyet, ahlak, sanatsal ve sportif faaliyet dediğimiz değerlerin verilmesi gerekiyordu. Ama bizi tek kutuplu, tek taraflı bir zemine itmek istediler. Bu yaklaşım belli zamanlarda hoşumuza gitti ama derinliği kaybetmiş olduk. Gençlik sadece bu topraklar için değil bütün insanların hayrına yapılacakların peşinde olan topluluktur. Amsterdam’ın arka sokaklarında devlet belli aralıklarla uyuşturucu dağıtılır. Bunu gençleri kontrol için yaparlar. Hasleti insan olarak oradaki gerçeklerle ilgili bizim bir derdimiz yoksa kendimizle ilgili medeniyet bağlamında ve değerler anlamında göz önünden geçirilmesi gereken gereklilik hasıl olmuştur” diye konuştu.

DÜNYA VATANDAŞLIĞI DAYATMASI

Milli Eğitim Bakanlığı olarak son dönemlerde bazı yeniliklere gittiklerini belirten Şamlıoğlu, “Daha güçlü, eleştirel düşünebilen, toparlayıcı, açık, dışa dönüklüğü merkeze getirmeye çalışıyoruz. Güçlü bir öğretmen profili ile bunu yapmaya gayret ediyoruz. Öğrencilerimizin okuma değerlendirme süreçlerini ve 4 farklı zamanda okuma kabiliyetlerini geliştirmek için birçok farklı formatla çalışıyoruz. Salt sınavı kriter alan kapsamdan çıkarak, çocukların daha fazla anlattı ve tartıştığı bir zemin oluşturmanın gayretindeyiz. Son yüzyıla gelecek olursak; özellikle 1. Ve 2. Dünya Savaşlarından sonraki yeni düzende birçok şeyi yaşadık. 90’lı yıllardan sonra bize medeniyet tasavvuru bağlamında bize yeraltı ve yerüstü zenginlikler bir olacak, herkes hakça paylaşacak, savaşsız bir dünya olacak… 2011 sonrasında asimetrik bir savaş sistemine sokularak insanın ötekileştirildiği, soğuk savaşa iten, homo homini lukus denilen yaklaşımı merkeze alan modeli ülkelere bir medeniyet tasavvuru olarak sundular. Dünya vatandaşlığı budur dediler. Biz ise insan ahseni takvimdir deyip tüm insanları yaradılışla eşit gören, adaleti merkeze alan, Anadolu irfanının biriktirdiği, rüyaları şekillendiren anlayışı tüm dünyaya belli dönemlerde gösterdik” şeklinde konuştu.

DÖRT AYAKLI EMPERYALİZM

Filistin’de hepimizin gözleri önünde vahşice hiçbir orantı gözetmeden zalimce tutumlar gördüğümüzün altını çizen Şamlıoğlu şunları kaydetti: “Hakkı üstün tutan, adaleti esas alan büyük bir mücadele var. Bu mücadelenin merkezinde insanı merkeze alan ve onun üzerinden tüm insanlığa hayrı taşıyan bir tasavvurdur. Onlar dört kavram ortaya koyuyorlar; medeniyetin değerini salt Londra merkezli olarak görüyorlar. Buna naturel determinizm diyorlar.  İlk olarak eski olan hiçbir şey değerli değildir diyorlar. Onun dışındaki yeni şeyler medeniyetin taşıyıcısıdır diye ekliyorlar. Akılcılık dedikleri kendi akılları dışındaki tüm akılları reddeden anlayıştır. Üçüncü olarak, bireycilik var. Yani her koyun kendi bacağından asılır felsefesi var. Dördüncüsü de Sekülerizm. Her şeyin bu dünyadan ibaret olduğunu iddia eden yaklaşım. Biz bu dört akımı bir tarafa bırakıp, ‘Bereketli Hilal’in çocukları olarak bir şeyler yapmaya, tüm insanlığın kurtuluşu için hayır ile adaletten yana çalışan anlayışla çalışıyoruz. Bunu yapacak olan genç kardeşlerimiz olacaktır. İnsanlık adına ortaya koyduğumuz her şey ahrette karşımıza çıkmış olacaktır.”

ÖĞRETMEN ADAYLARINA CEVAPLAR

Konferansın son bölümü öğretmen adayı öğrencilerle karşılıklı sohbet şeklinde geçti. Öğretmen atamaları ve mülakat ile ilgili olarak yöneltilen “Bütün hayatımızı 45 dakikada değerlendirmeye devam edecek misiniz” şeklindeki soruya Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Şamlıoğlu, “Mülakat sistemi çoklu veriye dayalı bir sistem, emeğin zayi olmasını hiçbirimiz arzu etmeyiz. Sayın Bakanımız da büyük hassasiyet gösteriyor. Mülakat zaten MEB’in kanunlarında mevzuatında var olan bir uygulama. Son zamanlarda malum olduğu üzere KPSS puanları ile mülakat puanı aynı verildiği için yok gibi değerlendirildiği için mülakat yok denildi ama var. Bakanlık olarak diyoruz ki, biz sadece öğretmen yeterliliklerini bir sınav odaklı veya akademik bilgi beceri birikim şeklinde algılamayacağız. Yüzde 50 civarında bunu değerlendireceğiz. Örneğin 10 bin öğretmen alımı yapılacaksa 30 binlik havuzumuz KPSS puanı ile oluşturulacak. 30 bin arkadaşımıza da mülakat yapacağız. Bunu yaparken de 45 dakikalık bir aralıkta yapmak istiyoruz. Tanışma, sorular, sunum gibi. Sonrasında kendisine sorulan diğer akademik bilgiler ile ilgili kendi kanaatlerini yazılı ve sözlü şekilde aktardı ve kamera önünde değerlendirmenin yapıldığı bir sistem oluşturmanın peşindeyiz. Böylece oluşacak yüzde 50’şerli puanların kullanılmasıyla sınav odaklı değil, problem çözme yöntemleri, iletişim becerileri, derslerdeki sesi kullanma özellikleri, eğitim yöntemlerini kullanma ya da sözlü müzakerede kendi alanı ve branşı ile ilgili derinlemesine tasavvuru, bilgi birikimi, onunla bağlantılı yaklaşımları gibi birçok değişken olacak. Mülakata girecek kişinin komisyonu tanımadığı, kamera kaydı altına alınan güvenilir bir yapı oluşturulacak. Çoklu veriye dayalı mülakat sistemi diyebiliriz. Öğretmenlik mesleğine girişle ilgili Öğretmen Meslek Kanunundaki değişiklikler gözetilecek. Milli Eğitim Bakanlığı akademi de kurarak bu süreçteki teorik alanları dikkate alan bütüncül bir yaklaşımı önümüzdeki günlerde açıklayacağız. Atanınca çok mutlu olacaksınız. Emeğinizle geleceksiniz ve emeğiniz zayi olmayacak. Çocuklarımız bizim emanetlerimiz” şeklinde karşılık verdi.

MESLEKİ GELİŞİMİN GÜÇLENMESİ

Sınıf geçme uygulamasını zorlaştırdıklarına işaret eden Bakan Yardımcısı, “Bunu öğretmenin statüsünü yükseltmek için yaptık. Sonuç odaklı yaklaşımla sürece zarar verdik. Süreç odaklı bir yaklaşımla sonuç odaklı olma anlayışından kurtulacağız. Öğretmenlerimizin bu değişiklikleri yakından takip etmesini istiyoruz. Açık liseleri kapattık, çünkü 2 buçuk milyon gencimiz oraya geçmişti. Yıl sonunda 3 ay devamsızlık yapan çocukları affediyorduk, bunu da düzenledik. Şu anda öğretmenleri her alanda güçlendiren ve kariyeri asli meslek olarak gören bir anlayış geliştiriyoruz. Mesleki gelişim süreçlerini daha güçlü tanımlayacağımız bir aşamaya geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

Şamlıoğlu eğitim sistematiği ile ilgili diğer bir soruya da şu şekilde cevap verdi: “21. Yüzyıl becerileri deniyor, bizim ürettiğimiz kültürel bellek her şeyi ile var ve önümüzde duruyor. Eğitim sistematiği ile daha farklı işler yapmak istiyoruz. Bir öğretmen arkadaşımızın hakkı zayi edilmeyecek, inançlı insanlar olarak bunun altında kalmaya biz fırsat vermeyeceğiz. Çocuklarımızın daha fazla düşünen, okuyan, yazan gençler olmasını istiyoruz. Kelime hazinesinin artırılması projemiz var, bunları henüz açıklamadık. Edebiyat ve Türkçe dersleri çok değerli hale geldi. İnsan kaynağı takviyesini de mutlaka yapacağız. Atamalarda bu hususu dikkate alacağız. Güncelleme ve gerçekliklerle ilgili çok yetkin bir grup oluşturduk. Oryantalizmin tuzağına girerek onların dediklerini müfredat yaptık. Biz arktık kainat oluşmadı, yaratıldı kavramı üzerinden gideceğiz. Birileri atom bombası yapıyor biz de yapalım demeyeceğiz, bunu engelleyelim. Bir şeyleri değiştireceğiz. Aklı tanrılaştırıp vahyi kenara iten anlayışı değiştireceğiz. Böyle bir yaklaşımı egemen hale getirebiliriz. Toplumsal kabul ve devlet aklı ile İnşallah bunlar mümkün olabilecek.”

Rize’de bir teyzeden aldığı tepkiyi eğitim felsefesi olarak kaydettiğini anlatan Şamlıoğlu, “Bunu 80 yaşlarında, fasülye yetiştiren Hatice Teyze’den öğrendim; ‘Hep bir şey olsunlar diye çocukların peşlerinde koşturuyorsunuz. Zenginlik, makam, statü… Bunlar bana çok saçma geliyor’ dedi. Bana Lazca olarak bunları anlattı. Halbuki çocuklar kendi özelliklerini tanısa zaten parayı kazanır, gelmesi gereken makama da gelir diye ekledi. Kendisine bırakın dedi. Daha sonar ben bunu kendime şiar edindim. Çünkü Hatice teyze olayı çözmüş. Sistem dediğimiz ideal işte budur, kişinin kendine münhasır özelliklerini tanıtan, bizzat kendisine gösteren, toplumla ilişkilendirebilen bir eğitim modelini bu coğrafya biriktirecek. Çünkü böyle bir irfan zeminimiz var” diye konuştu. 

Programa TRÜ Rektörü Prof. Dr. Emin Âşıkkutlu’nun evsahipliğinde Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Köksal Hamzaoğlu, Adalet ve Kalkınma Partisi Trabzon İl Başkanı Dr. Sezgin Mumcu, Gençlik Kolları Başkanı Mahmut Çavuş, Trabzon Gençlik ve Spor İl Müdürü Lokman Arıcıoğlu, Akçaabat Belediye Başkan Vekili Cevdet Bayraktar, Trabzon İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Uygun, Ortahisar İlçe Milli Eğitim Müdürü Cemil Karakaş, Akçaabat İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Usta, TÜGVA Trabzon Şube Başkanı Hakan Özgören ile akademisyen ve öğrenciler katıldı.

Bakan Yardımcısı Şamlıoğlu’ndan önce bir konuşma yapan Kariyer Araştırma Geliştirme ve Uygulama Müdürü Öğr. Gör. Recep Çolak, Merkez olarak dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek mezun öğrencilerin kariyer planlamalarına destek olduklarını söyledi. Çolak, “Geleceğe yön veren, tarihe şan veren lokomotifin merkezi her zaman gençlik olmuştur. Biz de gençlerimizin kariyer yolculuğunu sürdürmeleri için gerekli gayreti göstermeye çalışıyoruz” dedi. Ardından konuşan Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Trabzon Şube Başkanı Hakan Özgören “Gençliğimiz geleceğimiz ve en büyük hazinemizdir” ifadesini kullandı.

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Kemal Şamlıoğlu TRÜ’deki “Medeniyet Algımız ve Gençlik” konulu konferansa katıldı.

Editör: Köksal Ustaoğlu