YENİ Parti Kurucular Kurulu ve Parti Meclisi Üyesi, Trabzon Milletvekili Av. Sibel Suiçmez, Karadeniz Bölgesi'nin en önemli geçim kaynaklarından biri olan fındıkta yaşanan sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine taşıdı.
Fındık üreticilerinin yıllardır artan maliyetler, düşük alım fiyatları, doğal afetler ve zararlılar nedeniyle ekonomik açıdan zor günler geçirdiğine dikkat çeken Suiçmez, sektörün bütün yönleriyle araştırılması ve üreticiyi koruyacak kalıcı politikaların hayata geçirilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasını istedi.
TBMM Başkanlığına sunulan araştırma önergesinde, fındık üretiminin sürdürülebilirliğinden pazarlama sorunlarına, üretici örgütlenmesinden ihracat politikalarına kadar birçok başlıkta kapsamlı inceleme yapılması talep edildi.
“DÜNYA LİDERİYİZ AMA ÜRETİCİ KAZANAMIYOR”
Türkiye'nin dünya fındık üretiminde ve ihracatında önemli bir konuma sahip olduğunu hatırlatan Suiçmez, bu üstünlüğün üreticinin ekonomik refahına yeterince yansımadığını ifade etti.
Yaklaşık 7,5 milyon dekar alanda fındık üretimi gerçekleştirildiğini belirten Suiçmez, dünya pazarlarında söz sahibi olan Türkiye'de üreticilerin emeğinin karşılığını alamamasının ciddi bir sorun olduğunu vurguladı.
Araştırma önergesinde yer alan verilere göre, 2024 yılında 717 bin ton olarak gerçekleşen fındık üretimi, 2025 yılında yüzde 38,5 oranında azaldı. TÜİK'in 2026 yılına ilişkin ilk tahmininde ise üretimin bir önceki yıla göre yüzde 62,2 artmasının öngörüldüğü belirtildi.
Üretimde yaşanan bu sert dalgalanmaların yalnızca çiftçiyi değil, ihracatçıyı, sanayiciyi ve piyasadaki fiyat istikrarını da doğrudan etkilediğine işaret eden Suiçmez, rekolte tahminlerinin güvenilirliğinin ve kullanılan yöntemlerin de araştırılmasını istedi.
TMO 250 LİRA DEDİ, PİYASA 170 LİRADA KALDI!
Araştırma önergesinin en dikkat çekici başlıklarından birini, Toprak Mahsulleri Ofisinin açıkladığı alım fiyatları ile serbest piyasada oluşan fiyatlar arasındaki büyük fark oluşturdu.
Suiçmez, TMO'nun 2026-2027 sezonunda Giresun kalite fındık için kilogram başına 255 lira, levant kalite fındık için ise 250 lira alım fiyatı açıkladığını hatırlattı.
Ancak 18 Eylül 2026 tarihi itibarıyla üretici illerde ortalama serbest piyasa fiyatlarının 160 ile 170 lira arasında kaldığına dikkat çekildi.
Bu durumun özellikle küçük üreticileri ekonomik açıdan zorladığına işaret edilen önergede, ürününü depolama imkânı bulunmayan ve acil nakit ihtiyacı olan üreticilerin düşük fiyatlardan satış yapmak zorunda kaldığı belirtildi.
Suiçmez, TMO'nun randevu sistemi, alım merkezlerinin kapasitesi, günlük ürün kabul miktarı, randıman ve nem ölçümleri, ödeme süreleri ile ürünlerin geri çevrilme nedenlerinin ayrıntılı biçimde incelenmesini talep etti.
ÜRETİM MALİYETLERİ ÇİFTÇİNİN BELİNİ BÜKÜYOR
Fındık üreticilerinin karşılaştığı en önemli sorunlardan birinin her geçen yıl yükselen üretim maliyetleri olduğunu vurgulayan Suiçmez, özellikle gübre, ilaç, mazot, işçilik ve nakliye giderlerindeki artışa dikkat çekti.
Araştırma önergesinde, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'nin Temmuz 2026 itibarıyla yıllık yüzde 27,62 yükseldiği, gübre ve toprak geliştiricilerindeki fiyat artışının ise yüzde 33'ü aştığı belirtildi.
Budama, bahçe temizliği, mevsimlik işçilik, patoz ve nakliye masraflarının da üreticinin kazancını önemli ölçüde azalttığına dikkat çekilerek, fındığın gerçek üretim maliyetinin bilimsel ve şeffaf yöntemlerle belirlenmesi istendi.
FINDIK PİYASASINDA FİYATLARI KİM BELİRLİYOR?
Suiçmez'in araştırılmasını istediği bir diğer önemli konu ise fındık piyasasındaki alıcı yoğunlaşması ve fiyat oluşum mekanizmaları oldu.
Büyük alıcıların ve aracıların piyasadaki etkisinin somut verilerle incelenmesini isteyen Suiçmez, üreticinin satış fiyatı ile ihracat ve perakende satış fiyatları arasındaki farkların da araştırılması gerektiğini belirtti.
Ticaret borsalarında açıklanan fiyatların şeffaflığı, piyasadaki rekabet koşulları ve olası fiyat yönlendirme iddialarının da Meclis araştırması kapsamında değerlendirilmesi talep edildi.
Üreticinin pazarlık gücünün artırılması amacıyla kooperatiflerin ve üretici birliklerinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanırken, FİSKOBİRLİK'in alım, depolama, işleme ve pazarlama alanlarındaki rolünün yeniden ele alınması istendi.
KAHVERENGİ KOKARCA FINDIK ÜRETİMİNİ TEHDİT EDİYOR
Karadeniz Bölgesi'nde üreticilerin en büyük sorunlarından biri hâline gelen kahverengi kokarca zararlısı da araştırma önergesinde geniş yer buldu.
Suiçmez, kahverengi kokarcanın yalnızca üretim miktarını azaltmakla kalmadığını, fındığın randımanını ve kalitesini düşürerek üreticinin ekonomik kaybını büyüttüğünü ifade etti.
Zararlıyla mücadelenin bireysel üretici çabalarına bırakılamayacağını belirten Suiçmez, kamu kurumları, yerel yönetimler ve ilgili kuruluşların iş birliğiyle bölgesel ve uzun vadeli mücadele programlarının hazırlanmasını istedi.
Önergede ayrıca zirai don, kuraklık, aşırı yağış, yüksek sıcaklık, sel ve heyelan gibi iklim değişikliğine bağlı risklerin fındık üretimi üzerindeki etkilerinin araştırılması gerektiği vurgulandı.
TARSİM sigorta sisteminin kapsamı, prim maliyetleri, muafiyet oranları, hasar tespit yöntemleri ve tazminat ödemelerinin de üreticiyi daha etkin koruyacak şekilde yeniden değerlendirilmesi çağrısı yapıldı.
YAŞLANAN FINDIK BAHÇELERİ İÇİN YENİ DESTEK MODELİ
Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi'nde fındık bahçelerinin yaşlanmasının üretim verimliliğini olumsuz etkilediğine dikkat çeken Suiçmez, bazı bahçelerin 50 ile 100 yaşına ulaştığını belirtti.
Eğimli araziler, parçalı tarım alanları, makineleşme imkânlarının sınırlı olması ve genç nüfusun tarımdan uzaklaşması gibi nedenlerin de üretimde ciddi sorunlar oluşturduğunu ifade etti.
Bahçelerini yenilemek isteyen üreticilerin birkaç yıl boyunca ürün geliri elde edememe riskiyle karşı karşıya kaldığını belirten Suiçmez, bu nedenle çiftçilerin yenileme çalışmalarına yeterince yönelmediğini kaydetti.
Üreticilere bahçe yenileme döneminde gelir desteği sağlanması, sertifikalı fidan kullanımının yaygınlaştırılması ve ortak makine kullanımını destekleyecek bölgesel programların hazırlanması gerektiğini vurguladı.
FINDIK İHRACATINDA KATMA DEĞER ÇAĞRISI
Türkiye'nin fındık üretimindeki dünya üstünlüğünün ihracat gelirlerine ve üreticinin kazancına daha güçlü biçimde yansıtılması gerektiğine dikkat çeken Suiçmez, katma değerli ürünlerin üretimine öncelik verilmesini istedi.
Araştırma önergesinde, Türkiye'nin 2025 yılındaki fındık ve mamulleri ihracatının miktar bakımından yüzde 26,15 azalarak 238 bin 704 tona gerilediği, ihracat gelirinin ise yüzde 14,44 düşüşle yaklaşık 2,26 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği belirtildi.
Türkiye'nin yalnızca ham veya iç fındık ihraç eden bir ülke olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Suiçmez, fındık ezmesi, krema, yağ, süt ve un gibi katma değeri yüksek ürünlerin üretiminin artırılmasını istedi.
Markalaşma, işleme sanayisi ve yeni pazarlara erişim konularında atılacak adımların Türkiye'nin ihracat gelirlerini artırabileceği ve üreticinin ekonomik gücünü yükseltebileceği ifade edildi.
“MİLLÎ FINDIK POLİTİKASI OLUŞTURULMALI”
Trabzon Milletvekili Av. Sibel Suiçmez, fındık sektöründeki sorunların geçici müdahalelerle değil, üretimden ihracata kadar bütün aşamaları kapsayan uzun vadeli bir devlet politikasıyla çözülebileceğini vurguladı.
Meclise sunulan araştırma önergesiyle fındığın gerçek üretim maliyetlerinin ortaya çıkarılması, TMO'nun alım politikalarının değerlendirilmesi, serbest piyasadaki rekabet koşullarının araştırılması, üreticinin gelir kaybına yol açan nedenlerin belirlenmesi ve tarımsal desteklerin yeniden ele alınması istendi.
Suiçmez ayrıca lisanslı depoculuğun yaygınlaştırılması, üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, yaşlı bahçelerin yenilenmesi, zararlılarla etkili mücadele edilmesi ve tarım sigortası sisteminin iyileştirilmesi konularında somut politikalar geliştirilmesini talep etti.
Yaklaşık 450 bin üreticinin geleceğini doğrudan ilgilendiren araştırma önergesiyle, Türkiye'nin fındık üretimindeki uluslararası gücünün üreticinin gelirine ve bölge ekonomisine daha fazla katkı sağlaması hedefleniyor.
Suiçmez'in TBMM gündemine taşıdığı önerge, fındık üreticilerinin yıllardır çözüm bekleyen sorunlarının Meclis çatısı altında kapsamlı biçimde ele alınması talebini bir kez daha gündeme getirdi.




