Eğitim Sen Trabzon Şube Başkanı Muhammet İkinci, yaptığı yazılı açıklamada Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden yapılan başvuruların özellikle eğitim alanında ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti.
İkinci, CİMER’in yurttaşların kamu hizmetlerine ilişkin başvuru hakkını kullanabildiği bir mekanizma olarak önemli olduğunu vurgulayarak, “Kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri açısından bu tür kanalların varlığı elbette önemlidir. Ancak gelinen noktada CİMER uygulaması, özellikle eğitim alanında amacını aşan sonuçlar üretmekte; eğitim emekçileri üzerinde sistematik bir baskı ve denetim aracına dönüşmektedir” dedi.
“Öğretmenler Sürekli Savunma Yazmak Zorunda Kalıyor”
Son yıllarda CİMER üzerinden yapılan başvuruların sayısında ve niteliğinde artış yaşandığını belirten İkinci, aynı konuda defalarca yapılan, somut bilgi ve belgeye dayanmayan ya da kişisel husumet içeren başvuruların dahi resmi süreçlere konu edildiğini söyledi.
Bu durumun öğretmenleri ve okul yöneticilerini asli görevlerinden uzaklaştırdığını dile getiren İkinci, eğitim emekçilerinin sürekli savunma yazmak zorunda bırakıldığını kaydetti.
“Pedagojik İnisiyatif Alanı Daralıyor”
Açıklamada, mevcut uygulamanın eğitim ortamlarında çeşitli olumsuz sonuçlar doğurduğu ifade edildi.
Buna göre:
Eğitim emekçileri üzerinde güvensizlik ve baskı ortamı oluşuyor.
Pedagojik inisiyatif alanı daralıyor, öğretmenler risk almaktan kaçınıyor.
Okullarda demokratik işleyiş yerine idari kaygılar belirleyici hale geliyor.
Eğitim-öğretim faaliyetleri, artan yazışma ve savunma süreçleri nedeniyle ikinci plana itiliyor.
“Filtre Mekanizması Oluşturulmalı”
Denetimin kamu yönetiminde gerekli olduğunu belirten İkinci, ancak ölçüsüz ve merkeziyetçi uygulamaların kamu hizmetinin niteliğini düşürdüğünü savundu. Eğitim alanının salt idari bir faaliyet olmadığını vurgulayan İkinci, bilimsel ve pedagojik esasların korunması gerektiğini ifade etti.
Eğitim Sen olarak taleplerini de sıralayan İkinci, şu çağrıda bulundu:
CİMER başvuruları filtrelenmeli; soyut, tekrar eden ve kötü niyetli başvurular işleme konulmamalı.
Kurum içi çözüm mekanizmaları güçlendirilmeli.
Eğitim emekçilerinin hukuki güvenceleri açık biçimde korunmalı.
CİMER verileri performans baskısı aracı olarak kullanılmamalı.
İkinci, “Eğitim emekçileri hedef gösterilemez, itibarsızlaştırılamaz. Kamusal eğitim; korku, baskı ve sürekli savunma haliyle değil; özgür, bilimsel ve demokratik bir ortamda güçlenir. Kamusal eğitimi, mesleki onurumuzu ve çalışma barışını savunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.





