Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin genel merkez heyetiyle gerçekleştirdiği Doğu Karadeniz programı kapsamında Trabzon’a geldi. Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde basın mensuplarıyla bir araya gelen Özdağ, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunarak soruları yanıtladı.
Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’yi kapsayan bir ziyaret programı gerçekleştirdiklerini belirten Özdağ, ziyaret ettikleri kentlerde ekonomik krizin ağır etkilerini gözlemlediklerini ifade etti.
“DOĞU KARADENİZ EKONOMİK BUHRANI AĞIR ŞEKİLDE HİSSEDİYOR”
Doğu Karadeniz’de esnafın, üreticinin ve turizm sektörünün ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu savunan Özdağ, çok sayıda iş yerinin kapandığını ve büyük esnaf iflaslarının yaşandığını söyledi.
Bölgenin en önemli tarımsal ürünlerinden fındıkta Türkiye’nin dünya piyasalarındaki etkinliğinin giderek azaldığına dikkat çeken Özdağ, devlet tarafından acil bir eylem planı hazırlanması gerektiğini belirtti.
Özdağ, fındığın Türkiye için stratejik ve millî bir ürün olduğunu vurgulayarak, “Dünya piyasalarının yüzde 80’ine hâkimken bugün yüzde 50 seviyelerine doğru geriliyoruz. Tedbir alınmazsa fındık piyasasındaki etkinliğimiz daha da azalacaktır” dedi.
Çay üreticisinin de ciddi sorunlar yaşadığını kaydeden Özdağ, turizm sektörünün yalnızca Karadeniz’de değil, Akdeniz ve Ege bölgelerinde de kötü bir sezon geçirdiğini savundu.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÖYLEMİNE İNANMIYORUZ”
Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmesi beklenen düzenlemeler üzerinden iktidarın terör politikalarını eleştiren Özdağ, “Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen sürecin kamuoyuna anlatıldığı gibi ilerlemediğini ileri sürdü.
PKK’nın Türkiye dışında da silah bırakmadığını savunan Özdağ, örgütün Suriye ve Irak’taki faaliyetlerinin devam ettiğini belirtti.
Özdağ, “Bize ‘Terörsüz Türkiye’ diye bir hikâye anlatılmaya çalışılıyor. Biz bu hikâyeye inanmıyoruz. İlk gün nasıl karşı çıktıysak bugün de parti olarak karşı çıkmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Özdağ ayrıca, terörle mücadelede yaralanan gazilerin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekerek, şehit aileleri ve gazilerin kaygılarının dikkate alınması gerektiğini söyledi.
SIĞINMACI POLİTİKALARINA ELEŞTİRİ
Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin ülkelerine dönüşü konusunda açıklanan resmî rakamlara inanmadıklarını belirten Özdağ, iktidarın geri dönüş yerine entegrasyon politikasına yöneldiğini savundu.
Özdağ, Suriyelilerin sayısı konusunda açıklanan veriler arasında çelişkiler olduğunu ileri sürerek şu ifadeleri kullandı:
“Nasıl açılım konusunda Türk milletine doğrular söylenmediyse, sığınmacı meselesinde de Türk milletine doğru bilgilerin verilmediği açık şekilde ortaya çıkmıştır.”
Suriyelilere vatandaşlık verilerek Türkiye’de kalmalarının sağlanmak istendiğini öne süren Özdağ, hükümetten geri dönüş ve vatandaşlık rakamlarını ayrıntılı şekilde kamuoyuyla paylaşmasını istedi.
UYUŞTURUCU VE SANAL KUMAR UYARISI
Doğu Karadeniz’de gerçekleştirdikleri görüşmelerde uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığının önemli bir toplumsal sorun hâline geldiğini gördüklerini belirten Özdağ, mevcut yasaların bu sorunlarla mücadele etmekte yetersiz kaldığını söyledi.
Uyuşturucu bağımlıları için mahkeme kararıyla zorunlu tedavi uygulanmasını sağlayacak düzenlemelere ihtiyaç olduğunu kaydeden Özdağ, organize suç örgütleri, uyuşturucu çeteleri ve sanal kumar yapılanmalarına karşı daha ağır yaptırımlar uygulanması gerektiğini ifade etti.
Zafer Partisi’nin “Tertemiz Türkiye Projesi” hazırladığını açıklayan Özdağ, uyuşturucu ve sanal kumarla mücadeleyi millî bir mesele olarak gördüklerini dile getirdi.
“S-400’LER SATILMAMALI”
Türkiye’de gerçekleştirilen NATO toplantısını da değerlendiren Ümit Özdağ, toplantının diplomatik bir organizasyondan çok iktidarın halkla ilişkiler çalışmasına dönüştürüldüğünü savundu.
Türkiye’nin elindeki S-400 yüksek irtifa hava savunma sistemlerinin Birleşik Arap Emirlikleri’ne satılacağı yönündeki iddialara değinen Özdağ, bu sistemlerin Türkiye’nin güvenliği açısından önemli olduğunu söyledi.
Türkiye’nin henüz kendi yüksek irtifa hava savunma sistemini oluşturamadığını belirten Özdağ, şöyle konuştu:
“S-400’ler bizim açımızdan bir millî egemenlik meselesidir. Hiçbir yabancı ülkenin, Amerika Birleşik Devletleri dâhil, Türkiye’ye ‘Bu sistemi neden aldın?’ diye hesap sorma hakkı yoktur. S-400’ler Türkiye’nin millî egemenliğinin bir parçasıdır. Bu konuda iktidar ve muhalefet farklılığı olamaz.”
Özdağ, S-400 sistemlerinin satılmaması gerektiğini belirterek hükümete söz konusu kararı yeniden değerlendirme çağrısında bulundu.
TRABZON İÇİN SANAYİ VE TİCARET KORİDORU ÖNERİSİ
“Zafer Partisi Trabzon’a ne vaat ediyor?” sorusunu da yanıtlayan Özdağ, Türkiye’de nüfusun, sanayinin ve finansın Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşmasının büyük bir risk oluşturduğunu söyledi.
Türkiye’de dört yeni sanayi ve ticaret koridoru kurulmasını önerdiklerini belirten Özdağ, Samsun, Trabzon ve Rize limanlarını merkezine alan bir kalkınma bölgesi oluşturmayı hedeflediklerini açıkladı.
Bu bölgenin Erzurum, Van ve Hakkâri’ye kadar uzanabileceğini belirten Özdağ, Karadeniz’in demir yollarıyla iç bölgelere bağlanması gerektiğini kaydetti.
Trabzon ve çevresine yatırım yapan sanayicilere vergi indirimi uygulanmasını öneren Özdağ, yatırımların teşvik edilmesiyle bölgedeki göçün azaltılabileceğini söyledi.
Karadeniz Bölgesi’nin tarım, hayvancılık, balıkçılık ve savunma sanayisi açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Özdağ, savunma sanayisi tesislerinin Karadeniz’in dağlık bölgelerinde kurulmasının güvenlik açısından önemli olacağını savundu.
OLASI İTTİFAK AÇIKLAMASI
İYİ Parti ve Anahtar Parti ile seçim ittifakı yapılıp yapılmayacağı yönündeki soruya da cevap veren Özdağ, Müsavat Dervişoğlu ve Yavuz Ağıralioğlu ile kişisel ilişkilerinin iyi olduğunu ancak bunun bir siyasi ittifak anlamına gelmediğini söyledi.
İttifak görüşmeleri için henüz erken olduğunu belirten Özdağ, “Biz Atatürk’ün ilkelerinde birleşmeyi savunuyoruz. Atatürk’ün ilkelerinde birleşebileceğimiz herkesle el sıkışırız” dedi.
“İSTANBUL DEPREME HAZIR DEĞİL”
Muhtemel İstanbul depremine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, yüz binlerce bağımsız bölümün yıkılabileceğine yönelik hesaplamaların bulunduğunu belirtti.
Türkiye’nin olası büyük bir İstanbul depremine karşı yeterli kurtarma personeline ve hazırlığa sahip olmadığını savunan Özdağ, devletin en kötü senaryoyu dikkate alarak hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Kentsel dönüşüm çalışmalarını yetersiz bulduklarını belirten Özdağ, “İstanbul depreme hazırlıklı değil. Riskli yapıların deprem gerçekleşmeden önce boşaltılması ve yıkılması gerekiyor. Depremden önce alınacak önlemler hem can kaybını hem de ekonomik zararı azaltacaktır” ifadelerini kullandı.





