Pandemide birçok problemin ertelendiğini, birçok suç, şiddet, madde kullanımı ve ergen intiharlarının arttığına dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu gelişmeler sonrasında 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü temasının ‘Ruh Sağlığını ve Ruhsal İyilik Halini Küresel Bir Öncelik Haline Getirelim’ olarak belirlendiğini söyledi. Psikolojik sağlamlık için 3 adımın olduğunu ifade eden Tarhan bu adımların; “Öz farkındalık, empati, öz yönetim ve sosyal bilinç,” olduğunu sözlerine ekledi.

1992 yılından bu yana her yıl 10 Ekim günü, Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu’nun girişimi ile "Dünya Ruh Sağlığı Günü" olarak anılıyor. Bu özel günde ruh sağlığının önemine dikkat çekmek ve farkındalık oluşturulması amaçlanıyor. Bu yılki tema “Ruh Sağlığını ve Ruhsal İyilik Halini Küresel Bir Öncelik Haline Getirelim” olarak açıklandı.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuklarda ve yetişkinlerde psikolojik sağlamlığın önemine vurgu yaptı, özellikle ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.

Küresel ergen intiharlarında artış yaşandı

Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu’nun bu yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü çerçevesinde herkes için küresel öncelik kampanyasını başlattığını belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kampanya birkaç gün önce başladı. Pandemi sürecinde ve sonrasında ruh sağlığı sorunları küresel olarak yüzde 25 artmış. Pandemide birçok problem ertelendi. Küresel olarak ergen intiharları artış göstermiş. Birçok suç, şiddet, madde kullanımı olayları artmış. Tüm bu gelişmeler üzerine Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu küresel farkındalık çalışması başlattı. Akıl sağlığı ve refahın herkes için küresel bir öncelik haline getirilmesi amaçlanıyor. Burada refah kelimesi psikolojik sağlamlık olarak tercüme ediliyor. Psikolojik sağlamlık da örneğin kaza, felaket, hastalık, evsizlik, ekonomik zorluk, doğal afet gibi her hangi bir risk faktörüyle karşılaşıldığı zaman kişinin dayanabilme gücüyle ilgilidir. Psikolojik sağlamlık ‘resilience’ kelimesinden geliyor. Bu kelime de esneklik, esneyip tekrar geri haline dönebilme yeteneği olarak tanımlanıyor.” dedi.

3 farklı mizaç tipi var

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hiç kimsenin incinmez olmadığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:

“En varlıklı insan da incinmez değildir. Otantik mutluluk kavramı var. Otantik mutluluk halis mutluluktur ve kişinin her şartta mutlu olmasını ifade eder. Kişi cezaevinde de sarayda da mutlu olabiliyor. Böyle mutluluğa sahip olabilmek de psikolojik sağlamlık gerektiriyor. Her şartta mutlu olabilmek. 3 mizaç tipi vardır. Sünger tipi insanlar her stresi kendilerine çekerler, devamlı yakınmacıdırlar, ağlarlar, herkesin derdiyle dertlenirler ve hep hüzünlüdürler. Bu insanlar çevrelerindekileri hep negatif ve olumsuz etkilerler. İyi niyetli olsalar da hep hüzünlüdürler. Teflon denen kişiler de kendileri yanmaz ama yakarlar. Gamsız olurlar, yalnız kalırlar ve yalnızlığın acısını çekerler. Ufak bir krizde yalnız kaldıkları için daha çok yıpranırlar. Üçüncü tip kişiler de kauçuk tipler olarak tanımlanıyor. Böyle insanlar hayattaki zorluklar karşısında düşseler de tekrar kalkarlar. Düşer, kalkar ve yaşadığı travmaları geliştiren travma olarak görürler. Kişi bir travma, acı, hayal kırıklığı veya zorluk yaşıyor ve o yaşadığı zorluğu yeniyor. Yenerek çıktığı için bir şeyler öğreniyor. Biz buna dayanıklılık eğitimi diyoruz.”

Kişi zora talip olup mücadele etmeli

Evin küçük hükümdarı ya da pamuk prenses gibi yetiştirilmiş ve her dedikleri yapılmış çocukların olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Devamlı hüzünlü prensesler vardır. Sıkça depresyona giriyorlar ve hemen kırılırlar. İstedikleri olmadığı zaman hemen depresyona girerler. Hatta buna genç jargonunda ‘emo’ deniyor. Emosyonel yani hüzünlü anlamına geliyor. Stres aşısına ihtiyaç var. Stres olmalı ve stres az ise korkulmamalı. Kişi zora talip olup mücadele etmeli. İnanç sistemimizde Ramazan orucu vardır. Bir strestir o ama isteğe bağlı olduğu için o bir nevi dayanıklılık eğitimi olur. Açlığa karşı sadece midenin değil de birçok arzuların, isteklerin erteleme becerisi kazanılır. Onun için önceden hazırlık yapanlar buna dayanabiliyor. Nasıl ki bir savaşta askerde eğitimli olmanın verdiği dayanıklılık insana zorluklarla mücadele gücü veriyorsa kişi psikolojik dayanıklılık eğitimi ile kendisini hayatın içindeki olaylara ve ekonomik krizlere hazırlamalı.” ifadelerini kullandı.

4 dakika oturma cezası çocuğa beceri kazandırıyor

Z Kuşağında Obezite Tehlikesi Kapıda! Z Kuşağında Obezite Tehlikesi Kapıda!

Bir çocuğun her istediği yapıldığında bir müddet sonra ebeveynlerini silkeleyen çocuk haline geldiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Çocuğa yapılacak en büyük kötülüklerden birisi onun her dediğini yapmaktır. Örneğin çocuk ağlayarak çikolata istiyor ve anne hemen veriyor. Bunlar eğitim ve tutum hatalarıdır. Aslında anne ‘Tamam kızım, oğlum ödevini bitir o zaman vereceğim’ ya da ‘Bak çocuğum senin istediğini yapacağım ama senin bir sorumluluğun var, önce sorumluluğunu yap ondan sonra bunu yapacağım’ derse çocuk erteleme becerisi kazanacak. Mesela yaramazlık yaptığında bağırıp çağırma değil de 4 dakika oturma cezası verilebilir. Çocuk kendi kendine direnç kazanıyor, iç kontrol eğitimi böyle oluyor. Psikolojik sağlamlık eğitimi de denilebilir. Psikolojik sağlamlık eğitiminde umuta ihtiyaç var. Umut en büyük koruyucu faktördür. Umut olmazsa insan bütün dayanıklılığını kaybediyor.” diye konuştu.

Anne çocuğun rol modeli ve kutsalıdır

Çocuk anneyi rol model seçtiği için annenin kutsal olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Anne ve babalar çocuğun kahramanıdır. Onların dediğini yapmak çocuğun dünyasında kutsaldır. Annenin otoritesini ve gücünü değiştirmemek gerekiyor. Anne kararlı ve tutarlı olursa buna içinde sevgi olan disiplin diyoruz. Gevşek olan disiplin ya da izin veren annelik ve babalık tarzı olursa çocuk nerede ne yapacağını öğrenemiyor. Örneğin anne sabah çocuğunu öpüyor, öğleden sonra da ‘Allah belanı versin, seni neden doğurdum?’ dediği zaman çocuk annesinin onu sevip sevmediğini öğrenemiyor. Bu yüzden tutarlılık önemli.” dedi.

Çocuk ile yanlış ve doğru konuşulabilmeli

Ebeveynin çocuğu ile arkadaş olmasının bir amaç doğrultusunda gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ebeveynin amaca doğru ilerlerken hedef hakkında çocuk ile konuşmalar yapması durumunda çocuk hayatı öğreniyor. Anne, baba ve çocuk arasında yakın bir yatay ilişki önemli. Çocuk o zaman anne ve babaya her şeyi sorabiliyor. Anne ve babadan korkulduğu eğitim sisteminde çocuklar itaat ediyor. Ama ergenlikten sonra özerklik duygusu fazlalaşıyor. Çocuğun beklentisi yüksek olunca bir müddet sonra anne ve babadan kopmaya başlıyor. Onun için özgürlük kutsallaşmış durumda. Böyle durumlara çocuk aileden tepkisel olarak tamamen kopabiliyor. Çocukta anne ve babaya karşı hem sevgi hem öfke gelişiyor. Bunun olmaması için anne ve babanın çocuk ile yanlışı da doğruyu da konuşabilir olması gerekiyor. Eğer arkadaşlık var ise konuşabilir olmaları gerekiyor. Korkarak itaat etmek değil, gönüllü itaat olmalı. Anne ve babayı kaybetme, sevgi ve ilgilerini kaybetme korkusu çocuğa korku olarak yeter.” ifadelerini kullandı.

Çocuk ebeveynlerini gözlemliyor

Çocuğun psikolojik sağlamlığının gelişmesinde ebeveyn tutumunun ve doğru rol model olmalarının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ebeveynler tutarlılarsa, pozitif olaylarda pozitif bir yaklaşım gösterebiliyorsa ya da bir terslik olduğunda başkalarını suçlayıp lanet okumak yerine soğukkanlı kalabiliyorlarsa çocuk da soğukkanlı oluyor. Çocuk için en güzel öğretmen anne ve babadır. Bazıları doğal afetlerde ‘aman çocuklarınızı oradan uzaklaştırın’ diyorlar. Hayır, çocuk orada duracak. Anne ve baba gibi çocuk da soğukkanlı olacak, hayatın bir zorluğunu yaşayarak öğrenecek. Kaçırmak, korumak ve cam fanus içinde yaşatmak değil onu hayata hazırlamak gerekiyor. Anne ve baba çocuğa hükmetmek yerine çocuğu hayata hazırlamalı.” dedi.

Yaş ilerledikçe psikolojik sağlamlık artıyor

Eğitimdeki sağlamlığın yanı sıra duygusal, davranışsal ve sosyal sağlamlığın önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Çocuk bütün bunları yaşadığı için gelişiyor. Gençler bu konuda daha kırılgan oluyorlar. Yaş ilerledikçe ve geliştikçe insanın psikolojik sağlamlığı artıyor, hayattaki olaylara karşı soğukkanlı oluyor. Psikolojik sağlamlığı söylemek kolay ama yapmak kolay değil. Psikolojik sağlamlığın ilk adımı öz farkındalıktır. Yani kendini tanıyan, güçlü ve zayıf yönlerini bilen bir kimse nerede nasıl adım atacağını daha iyi bilir. Bu haritada nerde olduğunu bilmek gibidir. İkinci adım öz yönetim yani insanın kendisini, arzularını, dürtülerini ve isteklerini yönetebilmesidir. Üçüncü adım ise bu psikolojik sağlamlığın duygusal zeka eğitimidir ve bu aynı zamanda sosyal bilinçtir, empatidir. Başka tarafın duygularını, haklarını ve ihtiyaçlarını göz önüne alabilmektir.” diye konuştu.

Sağlıklı sosyal ilişki psikoloji sağlamlıkla ilişkili…

Sağlıklı sosyal ilişki kurabilen insanın psikolojik sağlamlığı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Psikolojik sağlamlığın önemli becerisi de etkili ve eksiksiz problem çözebilme becerisine sahip olmaktır.  Bir problemle karşılaşıldığı zaman o problemin tehdit ve düşman gibi görülmeyip çözülmesi, aşılması gereken bir engel olarak görülmesi ‘problem solve’ dediğimiz problem çözme becerisi ile ilgilidir. Problem çözme becerisi üzerine çalışıyoruz. Hayattaki zorlukları aşmış kişilerin başarı yolu çiçeklerle döşenmemiştir. O yol taşlarla, engellere döşenmiştir ve aşılabilmesi önemlidir. Onun için zordan korkmamalı.” dedi.