Ülkede çalışan, emeğiyle değer üreten kesimin ezici bir çoğunluğu asgari ücrete ya da onun çok az bir miktar üzerine bir gelire sabitlenmiş, ay sonunu getirmek bir yana dursun günü geçirmek için bile kendisinin ve ailesinin en temel ihtiyaçlarını kısar hale gelmiştir.

Koskoca ülkenin çalışan nüfusu, 4-5 ballı maaş alan saray şürekâsını, vergi borçları durmadan silinen ihale oburu yandaş müteahhitleri, usulsüz gelir kaynaklarıyla var edilen yeni dönemin şımarık zenginlerini doyurmak için canla başla çalışmaktadır.

Pazarda, marketteki fiyatlar günden güne değişmekte, yurt genelinde meblağ olarak yakın geçmişteki ev kredisi taksitlerine ulaşan kiralar maaşların çoğunun barınma ihtiyacı için harcanmasına yol açmaktadır.

Avrupa’daki yaşıtları dünyayı gezen emeklilerimiz ancak hala çalışarak ayakta durabilmektedir. AKP’nin yarattığı yeni Türkiye’nin müstakbel yeni emeklileri için ise artık başını sokacak bir ev ve orta halli bir araba almak hayal olmuştur. 40 yıl devlete emek ve vergi veren kamu emekçileri de yaşanabilir bir emekliliği artık rüyasında bile görememektedir.

Biz eğitim emekçileri için de durum, tüm işçi sınıfının içinde bulunduğu gibi rezil bir haldedir. Özelde patronların kar hırsına terk edilen eğitim emekçileri, kamuda da bin bir sömürü ve baskı yöntemiyle karşı karşıyadır. Anayasal bir hak olan güvenli istihdamın bile hiçe sayıldığı, kadro ve atama sözlerinin her seçim sonrasında unutulduğu, ücretli ve sözleşmeli öğretmen ayıbının sürdürüldüğü, liyakatsizce seçilen yöneticilerin keyfi mobbingleri alışkanlık haline getirdiği, gericileşmenin ve piyasalaştırmanın dozunun günden güne artırıldığı bir eğitim ortamında eğitim emekçisi için en yakıcı sorun geçim sıkıntısı olmuştur.

Ülkenin geleceğinin mimarı olan eğitim emekçileri, kendi çocuklarının geleceği için gerekli adımları atamaz, ailesinin ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmiştir.

Yani saygınlığı 20 yılı aşkın süredir sistematik olarak hedef alınan, temel ve mesleki hakları her gün biraz daha kırpılan eğitim emekçileri, bu kez yoksulluk ve adaletsizlik çukurunun en dibine, hiç olmadığı kadar derinine itilmiştir.

“BÖCEKLER FINDIĞA, İKTİDAR FINDIK ÜRETİCİLERİNE DADANDI!” “BÖCEKLER FINDIĞA, İKTİDAR FINDIK ÜRETİCİLERİNE DADANDI!”

Tam da uzayıp gidebilecek bu utanç listesi nedeniyle, Eğitim-İş bu 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nda tüm kuvvetiyle alanlarda olacak eğitim emekçisinin ve eğitimin sorunlarını anlatacaktır.

En merkezi meydanlar tarikatlara açılırken, en büyük şehirlerin merkez ilçelerinde hilafet gösterilerine izin verilirken, siyasi şovlar için her alan kullanılabilirken işçi ve emekçi bayramında emekçilere kendi ülkesinin meydanlarını yasaklamayı, kapatmayı düşünenler bilmelidir ki milyonlarca emekçinin sesi bu antidemokratik yöntemlerle bastırılmayacaktır.

Başöğretmen’in eğitim neferleri olarak, Eğitim-İş olarak, Anayasal güvence altındaki demokratik gösteri hakkımızı kullanacak ve İstanbul’da Taksim dahil olmak üzere, 81 ilde alanlara çıkacak ve 1 Mayıs’ı kutlayacağız!

Bu duygu ve kararlılıkla; tüm işçi sınıfının 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü kutluyor; coşkunun, mücadelenin, dayanışmanın, hak aramanın günü olan bugünde alanlarda buluşma çağırısı yapıyoruz.

YAŞASIN 1 MAYIS

YAŞASIN EMEĞİN ONURU

YAŞASIN EĞİTİM-İŞ

Editör: Köksal Ustaoğlu