İlayda Zorlu’nun ailesinin, kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından aranması dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor. Söz konusu aramalarda, Zorlu’nun eylemlere katıldığı özellikle vurgulanarak aile üzerinde yönlendirici bir dil kullanıldığı iddia ediliyor. Bu durumun münferit olmadığı, özellikle kadın öğrencilerin ailelerinin sistematik şekilde aranarak baskı altına alındığı öne sürülüyor.
Bu tür uygulamaların, gençlerin demokratik haklarını kullanmalarını engellemeye yönelik bir sindirme mekanizmasına dönüştüğü ifade ediliyor. Uzmanlara ve hak savunucularına göre, yalnızca kamusal alanda değil, aile içinde de baskı ortamı oluşturularak gençlerin yalnızlaştırılması hedefleniyor.
Açıklamada, bu sürecin özellikle genç kadınlar üzerinde çift yönlü bir baskı yarattığına dikkat çekiliyor. Bir yandan güvenlik politikalarıyla kamusal alanda baskı kurulduğu, diğer yandan aile içinde ataerkil yapıların güçlendirilerek kadınların iradesinin sınırlandırıldığı belirtiliyor.
Bu durumun bireysel bir olaydan ziyade daha geniş bir toplumsal kontrol mekanizmasının parçası olduğu savunuluyor. Korku, ihbar, fişleme ve aile içi çatışmaların bir arada kullanıldığı bu sistemin, toplumsal bağları zayıflattığı ve bireyleri yalnızlaştırdığı ifade ediliyor.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Gençliği doğrudan bastırmak yetmediğinde, yalnızlaştırma devreye sokulmaktadır. Sokakta karşısına barikat çıkan genç, evine döndüğünde bu kez baskı ve sorguyla karşı karşıya bırakılmaktadır.”
Kadınların bu süreçte en kırılgan kesim olduğuna dikkat çekilerek, hem kamusal hem özel alanda yoğun bir baskı altında bırakıldıkları vurgulanıyor.
İlayda Zorlu’nun ölümüyle ilgili olarak sorumluların ortaya çıkarılması gerektiği belirtilen açıklamada, olayın üzerinin “şüpheli ölüm” veya “intihar” gibi ifadelerle kapatılmaması çağrısı yapılıyor.
Öte yandan üniversite gençliğinin barınma krizi, yoksulluk ve güvencesizlik gibi sorunlara karşı mücadele ettiği; parasız, bilimsel ve eşit eğitim talep ettiği hatırlatılıyor. Bu taleplerin bastırılmaya çalışıldığı ve gençlerin çeşitli suçlamalarla hedef gösterildiği iddia ediliyor.
Açıklamanın sonunda şu talepler sıralandı:
Genç kadınları hedef gösteren ihbar ve aramaların derhal soruşturulması
Sorumlu kamu görevlilerinin açığa alınarak yargılanması
Kadınların yaşam hakkını tehdit eden şiddet mekanizmalarının ortadan kaldırılması
Gençlerin demokratik haklarını kullanmasının suç olmaktan çıkarılması
“Kadınların özgürce yaşayabildiği, gençlerin geleceğe umutla bakabildiği bir ülke istiyoruz” denilen açıklamada, sürecin takipçisi olunacağı vurgulandı.
21 Nisan 2026
Fikret Aşçıoğlu
Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu adına
Haber Editörü: Esin Çakır





