TRABZON YÖRESİ KADIN GİYSİLERİ VE KADIN TAKILARI -1-

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1936 yılında söylediği “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” sözünü burada açıklayacak değilim. “Kültür Farkındalığı” başlıklı yazımın okunması az da olsa fikir verecektir.

Artık yavaş yavaş Trabzon yöre kültürünü oluşturan giysilerden, horonlardan ve müziklerinden bahsetmeye başlayalım.

Önce kadın giysilerini ve takılarını birbirini takip eden üç ya da dört yazıyla anlatmaya çalışacağım.

KADIN GİYSİLERİ

Türkiye'nin birçok yöresinde görülen bindallılar, cepkenler ve kadife entariler bu yörede de görülmektedir. Daha çok il merkezinde olmak üzere zenginler tarafından giyilen ipek ve kadife entariler yöreye has motiflerle süslenir. Ekonomik duruma göre altın, gümüş işlemeler göze çarpar.

Eskiden şehirlerde gündelik giysi olarak kadınlarda manusa denilen çizgili, pamuklu, fanusa denilen yünlü ve ipek kadife entariler giyilirdi. Tepelik ve oyalı yemeni başa bağlanırdı. Bu giysiyle sokağa çıkıldığında başa gelen kısma büzgülü ipek, pötikare çarşaf ve peçe takılırdı. Üç eteğin üstüne musul çarşaf giyerler. Kenarları 2-3 cm. genişliğinde altın gümüş telle şeritlenmiş, başa kordonla bağlanıp, ucuna altın gümüş toplar, nazar boncuğu yaşlılara felç vurmasın diye bir akik boncuk bulunan peçe ve kıl peçeler takılırdı.

Yatak giysisi olarak; beyaz patiskadan fistolu, kırmalı veya dantelli kurdelalarla süslü gecelik giyilirdi.

Hamam giysisi olarak; yaşa, mesleğe ve ekonomik duruma göre: Zenginler; altın sırmalı, gümüş telli havlular, üçgen biçimi yaşmaklar, gümüş tas, gümüş nalın, altın ve gümüş kakmalı fildişi taraklar kullanılırdı.

Fakirler ise; baş tarafı işli ipekli havlular, yaşmaklar ceviz nalın, bakır taslar ve pamuk keten peştamallar kullanılırdı.

Sırmalı bohça içinde ikinci beyaz bohçaya sarılmış; gümüş telli sırmalı havlu, yaşmak, altın ve gümüş kakmalı fildişi tarak, gümüş tas, gümüş nalın, kese, sabunluk, hamamda üzerine oturmak için küçük bir halı ve işlenmiş örtü bulunur. Bunun yanında hamamda ipekli ve pamuklu peştamallar da kullanılırdı.

Tepelik- Kukul

Üç ve altı şakaklı altın veya siyah floştan yapılmış tepeliklerin düşmemesi için siyah kaytan üzerine altın dikilerek hazırlanmış, saç bağlarıyla başa bağlanan bir giysidir.

Zengin kız ve kadınlarda altın tepeliğin ortası elmaslı, saç bağı altındır. Fakirlerde ise siyah floştan yapılmış tepeliklerin alın kısmı tek sıra altın, gümüş veya çiçek desenlidir.

Çember (Çömber)

Yörede başörtüsü (tülbent), yemeni ve yazma olarak da bilinir. İnce ve seyrek dokunmuş, üzerinde hiçbir motif olmayan örtüye “yemeni”, üzerinde küçük motifler bulunana “yazma” denir. Etrafı çeşitli renklerde ince boncuk, metalik beyaz pul ve iğne oyalarıyla süslü, başta beyaz ve siyah olmak üzere değişik renklerde olan bez bağlanır.

Yaşmak

Genelde yaşlıların soğuktan korunmak için genç kızlardaki tepeliğin yerine geçen; tülbenttin altına başı iyice saracak şekilde bağlanan ince beyaz bir örtüdür.

“Asma senun dalından

Alamadım üzümü

Ander galsun yaşmağun

Göremedum yüzuni”

“Başındaki yaşmağu

Ya bağla bağlayayım

Soyle kimın yarisun

Oturup ağlayayım”

Sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.

CUMHURİYETİMİZİN 99. YILI KUTLU OLSUN.

Sevgilerimle…

Selim CİHANOĞLU

Uzman Öğretmen

Halkbilimci

Araştırmacı – Yazar

Koleksiyoner