Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Faruk Kanca’nın, “Kutsallarımız mizah konusu olamaz ve bu asla fikir özgürlüğü değildir. Biz de kutsallarımızın her ne pahasına olursa olsun yanındayız” şeklindeki açıklamasına sert tepki gösterildi.
Yapılan açıklamada, Kanca’nın dinî ve manevi değerler üzerinden siyaset yaptığı ileri sürülerek, “Faruk Kanca, açıklamalarıyla din simsarlığı yapmaya devam ediyor” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, Türkiye’de uzun yıllardır dinî değerlerin siyasi amaçlarla kullanıldığı savunularak, vatandaşların inançları ve manevi duyguları üzerinden siyasi güç ve makam elde edildiği iddia edildi.
“Vatandaşlara fakirliğin kader olduğu anlatıldı. Ekonomik olarak çaresiz bırakılan insanların siyasi liderleri sorgulaması engellendi. İnsanların iradeleri ve düşünceleri zaman zaman tarikatlara ve şeyhlere teslim edildi” denilen açıklamada, Faruk Kanca’ya bir dizi soru yöneltildi.
“ERDOĞAN’A DA AYNI TEPKİYİ GÖSTEREBİLDİ Mİ?”
Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim mitinglerinde Kur’an-ı Kerim’i vatandaşlara göstermesi hatırlatılarak, Kanca’ya şu soru yöneltildi:
“Elinde en kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’i havaya kaldırarak seçim mitinglerinde oy isteyen Erdoğan’a, ‘Kutsalımızı siyasete alet etme’ deme cesaretini gösterebildi mi?”
Geçmiş yıllarda bazı AK Parti milletvekilleri, bürokratlar ve siyasetçiler tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında kullanılan dinî ifadelerin de hatırlatıldığı açıklamada; “Ümmetin lideri”, “Cumhurbaşkanına itaat farzdır” ve benzeri sözler karşısında Kanca’nın herhangi bir tepki gösterip göstermediği soruldu.
Açıklamada ayrıca Egemen Bağış, Oktay Saral, Efkan Ala ve Metin Külünk gibi isimlere atfedilen ve kamuoyunda uzun süre tartışılan sözlere gönderme yapıldı.
“HASSASİYETİ NEDEN YALNIZCA ALPER ÖZTÜRK’E KARŞI?”
Faruk Kanca’nın meclis toplantısında CHP’li Meclis Üyesi Alper Öztürk’e yönelik sözleri de eleştirilerek, Kanca’nın aynı tepkiyi kendi siyasi çevresindeki isimlere gösteremediği öne sürüldü.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Alper Öztürk’e karşı gösterdiği tepkiyi ve kullandığı sert üslubu, dinî değerleri siyasete alet eden kendi partisindeki isimlere karşı da gösterebilmiş midir? Onlara da aynı sözleri söyleyebilmiş midir?”
Kanca’nın dinî hassasiyetinin samimi olmadığı iddia edilen açıklamada, “Faruk Kanca hangi dönemde bu kadar hassas bir Müslüman oldu? Neden kendi siyasi çevresinden gelen açıklamalara sessiz kaldı?” soruları yöneltildi.
“MESELE DİN DEĞİL, SİYASİ ÇIKAR”
Açıklamanın devamında, tartışmanın temelinde dinî değerlerin değil, siyasi ve ekonomik çıkarların bulunduğu savunuldu.
“Demek ki mesele din değil. Din maskesi altında siyasi gemiyi yürütmek, makam sahibi olmak, iş yapmak ve mal mülk edinmektir” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, Kanca’nın tavrının çifte standart içerdiği ileri sürüldü.
Açıklama, siyasi iktidara yakın isimlerin birbirlerinin sözlerine karşı sessiz kaldıkları yönündeki sert bir eleştiriyle sona erdi.