Turizm sektörünün son yıllarda çeşitli belirsizliklerle mücadele ettiğini belirten Yılmaz, Danıştay kararının sektördeki sorunları daha da derinleştireceğini ifade etti. Yılmaz, özellikle 7464 sayılı yasa ile birlikte işletme belgeli tesislerin ciddi mağduriyet yaşadığını vurgulayarak, “Zaten uygulama şekli ve mantığıyla sektörü belirsizliklere sürükleyen, son derece haksız ve adaletsiz olduğuna inandığımız 7464 sayılı yasa, Danıştay’ın bu kararıyla birlikte mantıken gereksiz hale gelmiştir” dedi.
İşletme belgeli tesislerin çok sayıda denetimden geçtiğini, çeşitli sertifika ve belgelere sahip olduğunu, milyonlarca lira vergi ödediğini ve binlerce kişiye istihdam sağladığını belirten Yılmaz, buna karşın çok sayıda konutun herhangi bir denetim, belge ve sertifika olmadan turizm faaliyetinde bulunduğunu söyledi.
“İKİLİ BİR HUKUK SİSTEMİ OLUŞTU”
Sektörde adeta ikili bir hukuk sistemi oluştuğunu ifade eden Yılmaz, “Bir tarafta devletin belirlediği tüm kurallara uyan, vergisini ödeyen, istihdam sağlayan ve hizmet kalitesini artırmak için yatırım yapan işletmeler var. Diğer tarafta ise yasanın boşluklarından yararlanarak hiçbir yükümlülük üstlenmeden faaliyet gösteren konutlar bulunuyor. Bu durum işletme belgeli tesisleri haksız rekabetin hedefi haline getirmiştir” diye konuştu.
Danıştay kararıyla birlikte konutların vergisel avantaj elde edeceğini belirten Yılmaz, bunun ekonomik zorluklarla mücadele eden turizm tesislerini daha da zor durumda bırakacağını savundu.
“TURİZM HİZMET DEMEKTİR”
Turizmin yalnızca konaklama değil aynı zamanda hizmet sektörü olduğunu vurgulayan Mustafa Yılmaz, “Turizm hizmet demektir. Hizmet üretmeden para kazanmak, sektörün ve ülkenin geleceğini karartmaktan başka bir şey değildir. Oteller ve turizm işletmeleri vergilerini öder, turizm katkı paylarını yatırır, çeşitli telif ve harç bedellerini karşılar, güvenlik ve kayıt süreçlerini eksiksiz yerine getirir. Ayrıca binlerce kişiye istihdam sağlar ve ülke ekonomisine katkıda bulunur” ifadelerini kullandı.
Konutların turistik amaçla kiralanmasının yaygınlaşmasının uzun vadede kaliteli turizm yatırımlarını olumsuz etkileyeceğini söyleyen Yılmaz, “Eğer bu anlayış devam ederse yatırımcı turizm tesisi yapmak yerine bina yapıp turistlere kiralamayı tercih eder. Bu da turizmimizin gelişmesini engeller ve ülkemizin önemli gelir kaynaklarından birine zarar verir” dedi.
“YETKİLİLER ACİL DÜZENLEME YAPMALI”
Turizm sektörüne yatırım yapan işletmelerin sahipsiz bırakılmaması gerektiğini belirten Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumları gerekli düzenlemeleri yapmaya davet etti.
Yılmaz açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Turizm için elini değil, gövdesini taşın altına koyan biz turizmcilerin sahipsiz kalması işlerin daha da kötüye gideceği anlamına gelir. Yetkililerin bir an önce konuya müdahale ederek sektörde adil rekabeti sağlayacak, sağlıklı ve sürdürülebilir kararları hayata geçirmesi gerekiyor. Bu konuda artık zaman daralıyor.”