AKLIN VE BİLİMİN IŞIĞINDA, ŞİDDETSİZ VE DEMOKRATİK BİR EĞİTİMİ SAVUNUYORUZ”
Bu anlamlı gün, yalnızca bir bayram değil; çocukların eşit, özgür, laik ve bilimsel bir eğitim hakkına sahip olduğu bir ülke idealinin ifadesidir.
Ancak bugün geldiğimiz noktada, çocuklara armağan edilen bu bayram ile çocukların yaşadığı gerçeklik arasında derin bir uçurum bulunmaktadır.
Türkiye’de çocuklar; yoksulluk, beslenme yetersizliği, eşitsizlik ve güvencesizlik kıskacında yaşam mücadelesi vermektedir. Eğitim hakkı giderek piyasalaştırılmakta, okullar arasındaki eşitsizlik derinleşmekte, kamusal ve nitelikli eğitim hakkı aşındırılmaktadır.
Daha da kaygı verici olan ise, son dönemde okullarda giderek artan şiddet olaylarıdır. Öğrenciler arasında yaşanan fiziksel ve psikolojik şiddet, öğretmenlere yönelik saldırılar ve okul ortamının güvenli bir öğrenme alanı olmaktan uzaklaşması, eğitim sisteminin içinde bulunduğu krizin en somut göstergelerinden biridir.
Şiddet, bireysel bir sorun değil; eşitsizliklerin, adaletsizliklerin, baskının ve umutsuzluğun bir sonucudur. Çocukların aç kaldığı, geleceğe dair umutlarının törpülendiği, kendilerini ifade edemedikleri ve değersiz hissettikleri bir ortamda şiddetin ortaya çıkması tesadüf değildir.
Pedagojik olarak biliyoruz ki; çocuk ancak kendini güvende hissettiği, değer gördüğü ve özgürce ifade edebildiği ortamlarda sağlıklı gelişir. Oysa bugün eğitim politikaları; rekabeti, sınav baskısını, itaat kültürünü ve ayrıştırmayı teşvik eden bir anlayışla şekillendirilmektedir.
Laiklikten uzaklaşan, bilimsellikten koparılan, tarikat ve cemaat yapılarıyla iç içe geçirilen bir eğitim sistemi; çocukların özgür bireyler olarak yetişmesini değil, belirli kalıplara sıkıştırılmasını hedeflemektedir. Bu yaklaşım, hem pedagojik açıdan sakıncalıdır hem de toplumsal barışı zedelemektedir.
Okullar; çocukların birbirine rakip değil, dayanışma içinde olduğu; farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü; şiddetin değil, diyalog ve anlayışın egemen olduğu kamusal alanlar olmalıdır.
Bizler biliyoruz ki;
Eşit, parasız, bilimsel ve laik eğitim olmadan ne çocukların güvenliğini sağlamak ne de şiddeti ortadan kaldırmak mümkündür.
Bugün gençler ve çocuklar; eğitim haklarına, geleceklerine ve onurlu bir yaşam taleplerine sahip çıkmaktadır. Liselerde, üniversitelerde yükselen ses; yalnızca bugünün değil, yarının da nasıl bir ülke olacağını belirleyecek güçtedir.
Eğitim Sen olarak;
• Okullarda şiddeti doğuran tüm sosyal, ekonomik ve politik nedenlerin ortadan kaldırılması,
• Her çocuğa eşit, nitelikli ve kamusal eğitim hakkının sağlanması,
• Okulların güvenli, demokratik ve özgür alanlar haline getirilmesi,
• Çocukların beslenme, barınma ve gelişim haklarının koşulsuz güvence altına alınması,
• Eğitim sisteminin laik, bilimsel ve pedagojik esaslara göre yeniden düzenlenmesi
için mücadele etmeye devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.
Çocuklarımızın korkmadan güldüğü, özgürce öğrendiği, kendini ifade edebildiği; gençlerimizin geleceğe umutla bakabildiği bir ülkeyi kurmak mümkündür.
Bu ülkenin gerçek sahipleri olan halkın iradesiyle, aklın ve bilimin ışığında, şiddetsiz, demokratik ve eşit bir eğitim sistemi için mücadeleyi büyüteceğiz.
Çünkü biliyoruz ki;
Çocukların düşleri yarının gerçeğidir.
Yaşasın 23 Nisan!
Yaşasın çocukların eşit, özgür ve onurlu geleceği!
22.04.2026
Muhammet İKİNCİ
Şube Başkanı
Haber Editörü: Esin Çakır