• BIST 100.102
  • Altın 274,849
  • Dolar 5,6934
  • Euro 6,2786
  • Trabzon 24 °C

Doç.Dr. Can KEÇE " Kapalı Ameliyatlarımızda %100 başarı var "

Doç.Dr. Can KEÇE " Kapalı Ameliyatlarımızda %100 başarı var "
Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı, Genel Cerrahi Eğitim Görevlisi Doç.Dr. Can KEÇE ‘ yi Kaşüstündeki Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ziyaret ettik. image Numune hastanesi kaşüstüne taşınmadan önce aynı hastanede Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı olarak görevini sürdüren Doç.Dr. Can KEÇE Numune hastanesinde özellikle mide, bağırsak ve uzmanlık alanlarına giren bölümlerinde başarılı ameliyatlar gerçekleştirerek ismine ve doktorluğuna kalite kattı. 02042012kongre   IMG_1690 Özellikle yakın zaman içerisinde Doç.Dr. Can KEÇE, Prof.Dr. Uzer KÜÇÜKTÜLÜ, Op. Dr. Ali GÜNER, Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kaşüstü Kampüsü Genel Cerrahi Kliniği’nde ( B.Ö ) isimli hastaya Laparoskopik ( kapalı yöntemle ) kalın barsak ameliyatını başarı ile gerçekleştirdiler. Laparoskopik reflü, mide fıtığı gibi ameliyatları da bölgede ilk uygulayan ve rutin bir şekilde hizmet veren Dr. Keçe; ileri laparoskopik işlemler konusunda hayli iddialı olduğunu belirten Doç.Dr. Can keçe ROBOTİK CERRAHİ için de hazır olduklarını belirti. Kapalı yöntemle ameliyatları Trabzon ‘ da ilk uygulayan doktor olan Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı, Genel Cerrahi Eğitim Görevlisi Doç.Dr. Can KEÇE ‘ ile gerçekleştirmiş olduğumuz röportajımızı sizlerle paylaşıyoruz. b SORU: Sn.Doç. Dr. Can KEÇE; öncelikle biraz sizi tanıyalım. Sizi ve Gastroenteroloji Cerrahisi’ni? Hacettepe üniversitesi mezunuyum, sonrasında Ankara Numune Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı ve Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi’nde Gastroenteroloji Cerrahisi uzmanı oldum ve 4 yıldır da Trabzon’dayım. Kaşüstünde Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Genel Cerrahi Kliniği’nde Eğitim Görevlisiyim. Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı sayısı Türkiye’de şu anda 70 civarında… Dünya genelinde genel cerrahi ihtisası ile ilgili olarak, üst ihtisaslaşmanın hasta bakımında maksimum kaliteye ulaşmak için çoğu ülkede yaygın biçimde yürürlüğe girmeye başladığı görülmektedir. Hasta ihtiyaçlarındaki değişmeler, teknolojideki ilerlemeler, hukuki sorunlar ve sorumluluklar, artan bilgi yükü ve bunların hızla kullanıma sunulabiliyor olması, bilgiye ulaşmada kolaylık, klinisyenlerin en yeni bilgiyi, en doğru biçimde hızla yakalayıp onu hasta üzerinde kullanmalarını gerekli kılmaktadır. Ben de Genel cerrahi uzmanı olduktan sonra Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği’nde açılan sınavı kazandım ve 4 yıl sonra Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı oldum. Genel olarak gastrointestinal sistemin: yani ağızdan anüse kadar olan sindirim sisteminin onkolojik cerrahisini gerek açık yöntemle gerekse de kapalı yani laparoskopik yöntemle yapıyorum. Ameliyat çeşitleri olarak; Özefagus kanseri, mide kanseri, pankreas kanseri, karaciğer tümörleri ve kitleleri, safra kesesi hastalıkları, safra yolları hastalıkları, ince barsak kanserleri, kalın barsak kanserleri, makat kanserleri, dalak hastalıkları ve cerrahisi, diafragma hastalıkları ve cerrahisi vb. ameliyatları uyguluyorum. 02042012_lpk1 SORU: Kapalı yöntemle ameliyatlar konusunda siz ve hastaneniz ne durumda? Trabzon’da uygulanıyor mu bu yöntemler? Trabzon’da laparoskopik reflü ameliyatını, laparoskopik barsak kanser ameliyatlarını, laparoskopik mide ameliyatlarını ilk uygulayan kişiyim. Bu konuda yoğun mesai harcıyorum. Hastalarımızın burada ameliyat olmaları önemli çünkü taş yerinde ağırdır. Böyle ameliyatlar için başka şehirlere gidilmesine gerek yok. Biz de giderek artan oranda da bu hastalıkların çoğunu kapalı yani laparoskopik yöntemle uygulamaya başladık. Hastanemizde ileri laparoskopik işlemleri yine hastanemiz başasistanlarından Op. Dr. Ali GÜNER ve Op. Dr. Afşin TAŞDELEN isimli arkadaşlarımızla ve yine klinik sorumlusu Prof.Dr. Uzer KÜÇÜKTULU ile beraber uyguluyoruz. Hastanemizde yapılan laparoskopik ameliyatlar; 06082012_rc1 NORMAL LAPAROSKOPİK OPERASYONLAR •          Tanısal Laparoskopi •          Laparoskopik kolesistektomi (Safra kesesi ameliyatı) •          Laparoskopik apendektomi •          Laparoskopik kasık fıtığı ameliyatları •          Laparoskopik Bridektomi (Laparoskopik yapışıklık açılması) •          Laparoskopik ülser perforasyonu (mide delinmesi) ameliyatı •          Laparoskopik insizyonel herni (yara yeri fıtığı) ameliyatları Fotog¦İLERİ LAPAROSKOPİK OPERASYONLAR •          Laparoskopik Reflü Ameliyatları ( Laparoskopik Nissen Fundoplikasyonu, Laparoskopik Toupet Fundoplikasyonu) •          Laparoskopik Sliding Herni Operasyonu (laparoskopik mide fıtığı ameliyatı) •          Laparoskopik Splenektomi (Laparoskopik dalak ameliyatı) •          Laparoskopik Sürrenalektomi (Laparoskopik böbrek üstü ameliyatı) •          Laparoskopik Mide rezeksiyonu •          Laparoskopik karaciğer biopsisi, karaciğer wedge rezeksiyonu •          Laparoskopik Rektum Rezeksiyonu-LAR ( Laparoskopik rektum kanseri ameliyatı) •          Laparoskopik Miles Operasyonu (Laparoskopik rektum kanseri ameliyatı) •          Laparoskopik kolon rezeksiyonu (Laparoskopik barsak rezeksiyonu) •          Laparoskopik Rektopeksi Ameliyatı ( Laproskopik makat sarkması ameliyatı) •          Laparoskopik Pankreatektomi (Laparoskopik pankreas bezi ameliyatı) Fotog¦år SORU: Şu ana kadar reflü üzerine kaç ameliyat yaptınız? Hastanemizde 100’ün üzerinde laparoskopik reflü ameliyatı, onlarca böbrek üstü bezi ameliyatı ( laparoskopik sürrenalektomi ), yine çok miktarda laparoskopik kalın barsak ameliyatı gerçekleştirdik. Hastane klinik hemşireleri bile hastaların ameliyat sonrası dönemlerini görünce sanki ameliyat olmamış gibi diye şaşırıyorlar. Laparoskopinin en büyük avantajı budur. Laparoskopik bağırsak cerrahisi bu teknik için özel eğitim almış bir cerrahi ekip tarafından yapıldığı zaman açık cerrahi metod kadar güvenlidir. Türkiye’de bu eğitimi almış cerrah sayısı fazla olmadığı için çok sık yapılan bir ameliyat değildir. Kısaca özel ekipmanlar ve tecrübeli bir ekip gerektirir. Ayrıca özellikle sağ ve sol kolonu (kalın bağırsağı) tutan iyi huylu ve komplike olmayan (problemsiz) lezyonlar için daha uygundur. Her bireyin anatomisinin birbirinden farklı olması nedeni ile de bazen laparoskopik başlanan girişimler açık ameliyata dönülerek tamamlanabilir. Fotog¦åra.. SORU: Laparoskopik Ameliyatların açık ameliyatlara oranla avantajları nelerdir? Laparoskopik ameliyatların en önemli avantajları: •          Genel olarak kamera yardımı ile batın gaz ile doldurulduktan sonra daha güzel ve geniş bir açıdan değerlendirme imkânı olmaktadır. •          Ameliyat sonrası ağrı duyulması en aza iner. •          Ameliyattan kısa bir süre sonra hareket edilebilir. •          Estetik olarak, iyi sonuçlar elde edilmesi söz konusudur. •          Ameliyat sırasında çok az kanama olur. •          Cilt kesileri küçük olduğu için, çok küçük bir yara izi kalır. •          Geniş kesiler olmadığından enfeksiyon oranı daha düşüktür. •          İyileşme daha çabuk olduğu için işe başlama ve normal hayata dönüş açık cerrahiye oranla kısadır. •          Standart ameliyatlarda hastanede kalış süresi kısa olmaktadır. •          Uzun dönemde ameliyata bağlı barsak yapışıklığını önlemesi söz konusudur. İnşallah Hastanemizde Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği açılır ve Bölgemizde Gastroenteroloji Cerrahisi Yan Dal İhtisası veren bir kliniğe kavuşmuş olur. İlerleyen dönemlerde hastalarımıza ROBOTİK CERRAHİ ile ilgili de hizmet verebiliriz. Deneyim ileri laparoskopinin vazgeçilmezidir ve biz klinik olarak bu deneyime sahibiz. Hastanemiz gerek alt yapı gerekse de deneyimli cerrahları ile sizlere hizmet vermeye devam edecektir. SORU: Robotik Cerrahi dediniz, her isteyen yapabiliyor mu robotik cerrahiyi? Tabi ki hayır… İleri laparoskopi deneyimi olması temel şart. Ekip deneyimli ve iyi yetişmiş olmalı. Pahalı bir işlem ve teçhizat gerektiriyor. Hastalardan bir miktar fark alınıyor. Biz ekip olarak hazırız ve talibiz. Genel Cerrahi Eğitim Görevlimiz Sn.Op. Dr. ALİ GÜNER, bu işlemlerin dünyada en sık yapıldığı merkezlerden olan SEUL Üniversitesi’nde 3 ay çalıştı, yine Sn.Op. Dr. Afşin TAŞDELEN de aynı merkezde 1 ay boyunca Robotik Cerrahi ile ilgili çalışmalar yaptılar. Görüyorsunuz böyle işler emek isteyen özveri isteyen işlerdir. Bizim de ileri laparoskopi deneyimimiz ile burayı iyi bir merkez haline çevirmek istiyoruz. İnşallah yetkililer hem Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği açılması hem de ROBOTİK CERRAHİ ile ilgili girişimler konusunda hastanemizin hakettiği yerlerde olması adına gerekli adımları atarlar. SORU: Onkolojik cerrahi ve en çok da mide kanseri ile ilgileniyorsunuz. Mide ve kolorektal kanser gelişimi için genel risk faktörleri ve belirtiler nelerdir? Mide kanseri için risk faktörleri:  En önemlisi coğrafi riskli yerleşimlerde yaşamak… Kore gibi, Japonya gibi. Bu ülkelerde çok yaygın ve buralarda yıllık taramalar yapılmakta o yüzden kanserler çok erken evrede yakalanabilmektedir. Ülkemiz mide kanseri için orta riskli kuşaktadır. Ayrıca; ailede mide kanseri olması, geçirilmiş mide ameliyat öyküsü, “A” kan grubuna sahip olanlar, erkekler, yaşlılar, kuru(tütsülenmiş) ve tuzlu balık ve tuzlu ve baharatlı yiyeceklerin bolca tüketilmesi, düşük C vitamini alımı, Aklorhidri (mide asit düzeyinin düşük olması), düşük sosyoekonomik düzey, tütsülenmiş yiyecekler, düşük A vitamini alımı, sigara içimi, alkol alımı risk faktörleri içinde sayılabilir. Yine kişinin birinci derece yakınlarında birden fazla mide kanseri hikâyesi varsa önemli bir risk faktörü olarak kabul edilmelidir. Foto Koruyucu olanlar ise; yüksek C vitamini alımı, normal mide asiditesi, yüksek sosyoekonomik düzey, eğzersiz sayılabilir. Belirtiler; Kanserin özel bir belirtisi yok. Erken evrede silik belirtileri olabilir. O da daha çok midede ekşime, yanma, ağrı gibi diğer mide hastalıklarına benzer bu belirtiler ülser, reflü, gastritte de görülebilir. O yüzden tarama işlemlerinin rutin yapılmadığı bizim gibi ülkelerde maalesef hastalık geç teşhis edilmekte ve ne yazık ki çoğu hasta ileri evrede olmaktadırlar. Bu hastaların da tedavi şansı azalıyor. İleri dönemlerde kilo kaybı, kusma, bulantı, yutma güçlüğü, çabuk doyma, halsizlik, kansızlık gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Kolorektal kanserler de çevresel ve genetik yatkınlık ile yakın ilişkilidir. Çoğu kolorektal kanser barsak iç yüzeyini saran bezlerdeki anormal hücre kümeleri ve adenomatöz poliplerden gelişmektedirler. Zamanla bu anormal büyüme genişlemekte ve adenokarsinoma dediğimiz kansere dönüşmektedir. Polipten kansere bu dönüşün için ortalama 6-8 sene geçmektedir. Bu yüzden tespit edilen tüm polipler çıkarılmalıdır. Yine çok sayıda poliplerin olduğu ve vücutta rahim gibi yumurtalık gibi meme gibi organlarda kanseri olan hastalarda da risk artmaktadır. Risk 40 lı yaşlarda artmaya başlar. Kolorektal polipli hastalarda genetik taramanın önemi giderek artmaktadır. Yine ülseratif kolit, Crohn hastalığı gibi barsak yangısal hastalıklarında da risk artmaktadır. Ailede kanser öyküsünün varlığı da riski arttırmaktadır.1.derece akrabalarında kolorektal kanser öyküsü olanlarda normal topluma oranla risk 2-3 kat fazladır. Hele hele ailede birden çok kişide ve genç kişilerde kanser söz konusu ise risk daha da artar. Kolon kanserleri için diğer risk faktörleri ise: Diyet (düşük klifli, fiberli, yüksek hayvansal yağ tüketimi, düşük meyve sebze tüketimi), egzersiz yapmadan sedanter hayat, obezite, sigara içimi sayılabilir. SORU: Ne zaman doktora başvurmalılar? •          Tuvalet kâğıdında kan görülmesi veya gaz çıkarınca ya da gayta yaparken kanama olması •          Barsak alışkanlıklarının değişmesi (sık tuvalete çıkma, ama ona rağmen yapamama, tam boşalamama hissi) •          Uzun süreli karın ağrısı, makatta ağrı •          Açıklanmayan bulantı, kusma •          Açıklanamayan kilo kaybı •          Makattan aşikâr kanama vb. durumlarda başvurmalılardır. Fotog¦åra.. SORU: Kanserden korunma için ne yapmak lazım peki? •          En iyi korunma kanserin erken evrede tespiti ve tedavisidir. •          Rutin düzenli kolon kanseri için taranmasını yaptıran hastalar (gaytada gizli kan testi, sigmoidoskopi, kolonoskopi, polip tespit edilince alınması) kanser riskini oldukça azaltır. •          Sigaranın kesilmesi •          Günlük aspirin ya da bebe aspirini kullanımı (herkese önerilmez, Dr. kontrolünde kullanılmalıdır) •          Folik asit kullanımı (günde 1 mg, yine Dr. kontrolünde kullanılmalıdır) •          Günlük düzenli fizik egzersiz •          Günlük sebze ve meyve tüketimi, özellikle salata Amerikan Halk sağlığı ve araştırma derneği; 50 yaşın üzerinde, ortalama riski olan veya aile hikâyesi olan 40 yaş ve üzeri kişilere aşağıdaki işlemleri önermektedir; •          Yılda 1 kez gaytada gizli kan taraması veya 5 yılda bir sigmoidoskopi veya 5-10 yılda bir çift kontrast baryum grafisi yapılması •          10 yılda 1 kolonoskopi (polipleri saptamada en etkin yoldur) •          Bir kez polip saptandığında mutlaka çıkarılmalıdırlar. Polip tespit edilen kişilerde bu tarama aralıkları daha sıklaştırılmalıdır.    
Bu haber toplam 8170 defa okunmuştur
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Akçaabatın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0546 284 1461 Köksal Ustaoğlu