• BIST 104.828
  • Altın 271,268
  • Dolar 5,7478
  • Euro 6,3289
  • Trabzon 12 °C

“TÜRK’ÜN SÖZÜ”

“TÜRK’ÜN SÖZÜ”

UYANDIĞINDA GEÇ KALMIŞ OLMAMAK İÇİN UYANIK OLMAK GEREK

                Nereden nereye? Yüzyıllar bizleri yalnızca yaşlandırmamış, galiba yapıtaşlarımızı da değiştirmiş.

            Geriye dönüp baktığımızda, tarihte “TÜRK’ÜN SÖZÜ” vardı. Sözü, senet gibiydi. Zamanla sözümüzü tutamaz hale geldik. Senet yazdık. Senedin, tahsilatı zor mahkemesi uzun olunca, ipotek kavramı ticaret yaşantımıza girdi. İpotekler de sahte veya hukuki çerçevede geçersiz çıkınca kefil denen kapı aralandı. Kefiller de kaçınca bu kez, banka teminatı istendi. Bunun da hilesi hurdası çıkmaya başlayınca, bankalar arası bilgi paylaşım sistemi geliştirildi.

            Şimdi oturup sayalım, sözden nereye geldik? Özümüzden ne kadar uzaklaştık. “Ne olmuş, canım? Ne var bunda? Büyütecek bir şey yok. Onlar temiz mi sanki?” tarzı, ahlak ve erdem değerlerimizin içini boşaltan davranışlar girdi yaşantımıza.

            Batıya, erdem dersi veren bir ulus olmaktan çıkıp, batının insana verdiği değeri; verdiği sözü yerine getirmesini, insana hizmet konusunda aldığı yolu örnek almak üzere konuşur hale geldik.

            Ömer Seyfettin’in öyküleri dikkatlice okunursa, nereden nereye doğru yol aldığımız konusunda bir fikriniz olacaktır. Ezilen onuru karşısında, kolunu keserek diyetini ödeyen bir erdemli insan; kırmadığı kaşağı için yalancı durumuna düştüğü için kuşpalazı olan çocuğu; Pembe İncili Kaftan’ı, temsil ettiği ülkeye, hakaret saydığı ayakta bekletme karşısında yere serip oturmasını ve herkesin merak edip imrendiği kaftanı Acem sarayında bırakan elçinin onurlu tavrını iyi anlamamız gerekir.

            Can havliyle evine sığınan düşmanını, evini terk edene kadar misafir sayan, ona zarar vermek yerine korumaya çalışan bir töreye sahip bir ulusun bugün geldiği yeri iyi anlamamız gerekir.

            “Vatan söz konu olunca gerisi teferruattır.” diyen, İnönü’yü anlamak vatan sevgisinin ne olduğunu düşünmemiz için iyi bir anahtardır.

            “Az sonra öleceklerini bile bile, gözlerini kırpmadan düşman cephesine koşarcasına siperlerini terk eden askerlerimiz…” diyerek, Çanakkale’de insanımızın vatan sevgisini nasıl her şeyin üstünde tuttuğunu anlatan O Büyük Komutan, 57.Alayın kahraman şehitlerinin ölümsüzlüğünü dile getiriyordu.

            Örnekler arasındaki bu yolculuğumuzu günümüze getirmek istediğimizde, nereden başlayacağımı bilemediğimi görüyorum. Tarihi yapıların, sellere; depremlere ve zamana direnerek yüzlerce yılın bütün yıpratıcılığına karşın dimdik ayakta duruşu karşısında, 50 yılını doldurmadan yıkılan çağdaş teknolojinin de kullanılarak üretildiği yapıları düşündükçe, çağdaşlığımdan utanır olduğumu görüyorum. Aradaki fark, insana ve erdeme verilen değerin farkıdır.

            Nereye gidiyoruz? Nasıl gidiyoruz? Bu gidişin sonu ne olur? Ulus olarak, bir arada bütünlük içinde yaşama değerlerimizin yıpratılıp, yozlaştırılıp bozulması karşısında ne yapıyoruz? Olayları izleyerek, “Düzeltecek biri bulunur.” sarhoşluğu içinde mi yaşayacağız?

            Yaşlı anasını, babasını üzerinde yük gören nesiller, bir günde mi yetişmiştir? Hasta ziyaretlerinin azalması, komşunun yasına ortak olmanın kalkması bir günde mi yaşantımıza girmiştir?

            İnsan sağlığını hiçe sayarak, GDO’lu gıdaların kullanımından tutun da, raf ömrünü uzatmak adı altında kanserojen maddeler başta, zararlı kimyasalları kullanmaya kadar, kişilik değiştirmiş esnaf bir günde mi çoğaldı?

            “Senin hırsızın kötü, benim hırsızım iyi. Dün yapanlara ses çıkarmıyordun, şimdi ne oldu? Yapmışsa bir bildiği vardır. Bekleyip görelim.” diyerek konuşanlar, bir mevsimlik ürün gibi tarlada mı yetişti?

            Bir fabl aklıma geldi: Kadın kocasına seslenmiş, “Herif, kış geliyor. Odun kömür alalım.” Koca, karısının rahatlamasını isteyerek, “Bak karıcığım, ben kışla anlaştım. Geleceği zaman bana haber verecek.” demiş. Yapraklar döküldüğünde kadın uyarmış, cevap aynı. Rüzgârlar sert esmeye başlamış, yağmurlar artmış, soğuklar kendini hissettirmeye başlamış. Kadının her uyarısında, kocasından “Bak karıcığım, ben kışla anlaştım. Geleceği zaman bana haber verecek.” cevabını alıyormuş. Karşı tepelere kar yağmış, kadın yine kocasını uyarmış ama cevap hep aynı. Bir sabah kalkarlar ki, kar kapıda diz boyu. Kadın kızar, söylenir. Koca, kışın yanına gider. Öfkeli bir halde sorar: “Hani sen geleceğin zaman bana haber verecektin? Ben de odun kömür alacaktım. Şimdi kaldım odunsuz, kömürsüz.”  Kış, bu öfkeli sitem karşısında cevap vermiş adama: “Yapraklar döküldü, anlamadın. Rüzgar olup estim, yağmur olup yağdım, soğuk olup üşüttüm, sonunda karşı tepelere kar olup yağdım. Seni daha nasıl uyaracaktım?

            Siyasetçiler, adaletçiler, eğitimciler, güvenlikçiler, sanayiciler, iş adamları, basıncılar- yayıncılar, yönetenler, yönetilenler, analar, babalar, çocuklar, yaşlılar, ÜLKEMİN ERDEM DEĞERLERİ ELDEN GİDİYOR. ÜLKEM, HER GEÇEN GÜN, BİRBİRİNDEN HOŞLANMADAN YAŞAYANLARIN; FIRSAT ELİME GEÇERSE DİYEREK DİŞ BİLEYENLERİN YAŞADIĞI COĞRAFYAYA DÖNÜŞMEKTE.

            ADALETE GÜVEN DÜŞÜNCESİ BOZULMUŞ, DEVLET ÇALIŞANLARINA SOGULAYARAK BAKANLARIN SAYISI GİTTİKÇE ARTMIŞ, ŞUCU- BUCU ÇATIŞMALARI; VATANSEVER- HAİN ADLANDIRMALARI ALMIŞ BAŞINI GİDİYOR.

            SORUMLULUK SAHİBİ HERKES, TELEVİZYON EKRANLARINDA FİLM EDASIYLA SUNULAN HABERLER ARASINDA ÜLKEM ÇIKMAZLARA SÜRÜKLENİYOR.

            Ne zaman uyanacağız? Uyanmak için neyi bekliyoruz? Bir Bayrak, bir Vatan, bir Millet olarak, huzur; refah ve barış içinde yaşamak için bir damla da olsa, herkes elini taşın altına koysun. Hadi, ne duruyoruz. Vatanseverlik mi? Öyleyse, hemen, şimdi.   

Bu haber toplam 765 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • THY'nin Ekimde Yolcu Sayısı Arttı12 Kasım 2019 Salı 19:43
  • Uzungöl Tıraşlanacak12 Kasım 2019 Salı 19:31
  • “Opet Trafik Dedektifleri” Projesi Kapsamındaki jandarma Personeli Eğitimlerinin İkincisi Başladı12 Kasım 2019 Salı 18:53
  • TÜSİAD Brüksel’i Ziyaret Ediyor12 Kasım 2019 Salı 18:43
  • Akçaabat Bu Konseri Bekliyor!11 Kasım 2019 Pazartesi 21:17
  • Meteoroloji'den Sağanak Ve Sis Uyarısı11 Kasım 2019 Pazartesi 20:55
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Yarın ABD'ye Gidecek11 Kasım 2019 Pazartesi 20:45
  • Himalayalar'dan Trabzon'a11 Kasım 2019 Pazartesi 20:30
  • Akçaabat’a Otopark Müjdesi!11 Kasım 2019 Pazartesi 19:59
  • Lahmacun Öğrencileri Hastanelik Etti!11 Kasım 2019 Pazartesi 19:26
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Akçaabatın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0546 284 1461 Köksal Ustaoğlu