• BIST 85.310
  • Altın 247,846
  • Dolar 6,0466
  • Euro 6,7481
  • Trabzon 19 °C

“ Maarif Cehaleti Alır, Eşeklik Baki Kalır.”

“ Maarif Cehaleti Alır, Eşeklik Baki Kalır.”

AYDINLIKTA YOL BELLİDİR, KARANLIKTA YOLU BELLİ EDENLER ÖNEMLİDİR

Yol gidersin, yoldan yola… Yol gidersin türlü türlü… Kimi yol vardır zamandan alınır, kimi yol vardır zamana yayılır. Yol kimileyin özlem bitirmeye gider, kimileyin özlem buram buram tüter yollarda.

Yol çatal olur ya göründüğü gibi yol ağzında, ya da gönül gözüyle bakılan yollarda. Yol, yokuş olur istenmeyen yönlerde. Yol gerçekten yokuştur, ilerleyen yaşlarda. Yol vardır, yorgunluğu bile keyif verir, yol vardır bir nefeslik olsa da bir ömür gelir.

Bir adımla başlar, günlerce sürse de yol; bir harfle başlar bilgi denizine giden yol. Erdem, yürüdüğün yolları yaşamakla başlar. Yaşamak, attığın her adımda yaratılmışlığın sorumluluğunu duymaktır.

Her yol, bir gün, bir biçimde biter. Yolun bitmesinden çok nasıl bitirildiği önem taşır. En büyük duvar keşkelere çarpmaktır, boşa geçmiş bir ömür. Pişman olmamak; iyi ki yapmışım diyebilmek, iyi ki varsın dedirtebilmektir, yaşam denen yolu dolu dolu yaşamak.

Düştüğümüz her hata, yaşam denen bu yolda, deneyim denen kazançtır aslında. Yeter ki, aynı hataya ikinci kez düşmeyelim.

Değerli okuyucum, “Bu girişle yazar, bizleri nereye götürecek?” düşüncesine kapılabilir. Bu da bir yoldur, yeni bir başlangıç için.

Öğrenmek ve öğretmek; yaşam boyu bitmeyecek yollardır. Bakabildiğin genişlik kadar açsındır, bilgiye.  Büyüdükçe küçüldüğünü görenler, sonsuz bilginin sınırsızlığını kavramaya giden yolun yolcusudur.

İlk öğretmen ana ile başlayan öğrenme yolculuğu, sayılmayacak kadar durakta seni bekleyen hazineleri toplamakla devam edecektir. Hazırdakileri toplamak, derinliklerdeki bilgilerin keşfi için yol almaktır.

Yaşadıklarından, okuduklarından, gözlemlediklerinden elde ettiğin bilgiler, öğretmen elinde yoğrulup okul denen yuvada adam olma yolunu açar. Ancak, okul adam olmaya yetmez, eskilerin deyimi ile “ Maarif cehaleti alır, eşeklik baki kalır.”

Tıpkı yönetici olmakla lider olmak arasında farkı görebilenler, okulun adam olmak, için yeterli olmadığını da göreceklerdir. Lider, doğuştan getirilen yeteneklerin bilgi ile pekiştirilmesinin ortaya çıkardığı tiptir. Yönetici ise, bilgi ile mevzuatın yürütülme becerisini ortaya koyan tiptir.

Adam olmak için okuma yazma bilmeye gerek yoktur. Herkes adam olsaydı, adamlık bu kadar değerli olmazdı. Kısacası, diploma almak, adam olmak değildir.

Öğretmenlik, meslek sahibi olmakla yaşanacak bir memuriyettir. Ama öğretmenliğin erdemi içinde olmak bambaşka bir duygu ve durumdur. Adam olmanın simgeleştirilebilecek yanıdır, öğretmen olmak. Bilge kişi; danışılan, örnek alınan, yol gösteren, geleceği aydınlatacak olan, ışığı ile karanlıkları aydınlığa döndürecek kişidir, o adam olan; o öğretici olan. Bu gün, öğretmenlik mesleğine adım atanların geçmişten gelen bir ağır yükün sorumluluğu altına gireceğini bilerek girmelidir.

Bu onurlu yola girenler, emek; değer; gelecek; insanlık ve bilim konusunda, beraber yürüdüğü insanları temsil ettiği gibi, yüzlerce yılın gerisinde kalan binlerce öğretmenin de simgeleştiği bir kişi olduğunu unutmamalıdır.

Mesleki ahlak, inandığı değerleri, savunduğu düşünceleri öğrencilerine ve meslektaşlarına baskı aracı olarak kullanmamayı gerektirir. Mesleki ahlak, bütün çocukların eşit eğitim alma hakkının olduğu gerçeğini yaşam ilkesi olarak görmeyi gerektirir. Meslektaşlarını, karalamaktan, farklı kimliklerini ve cinsiyetlerini dedi kodu malzemesi yapmamanın; bir eğitimciye, kendi çocuğu ile özel olarak ilgilenmesini söylememenin; bir eğitimciden, verdiği notlarında duygusal davranmasını beklememenin de meslek ahlakı olduğunu bilmek gerekir.

İçi kurtlanmış çınarların, koca oluşuna bakmaz rüzgârlar, bir esmeyle devirir. Meslek onurunu taşıyamamak, kendi meslektaşlarını başkaları önünde sürekli kötülemek, en önemlisi  ileriye götürmek istediği ulusunun gerisinde kalmak, öğretmenlik gibi köklü çınarın zamane denilen darbelerin altında yıkılması demektir

Yetiştiremediğimiz her çocuk için ne kadar sorumlu isek, “Ben bir öğretmenim, benim çocuğuma yüksek not vermeliydi.” hastalığıyla da kendi çocuğumuzun geleceğe güvenle adım atamamasından da o kadar sorumluyuz.

Özgürlükleri, kargaşaya dönüştürmeden kullanmak gibi büyük sosyal sorumluluğumuz vardır. Çocuğumuza nasıl hak arayacağını da, nerede durması gerektiğini de öğretmek zorundayız. Çocuğumuzun sokaktaki tavrı evde anne ve babasından, büyüklerinden gördüğü yaşama biçiminin yansımasıdır. Kişilik gelişimini adam gibi adamların arasında oluşturan kişi, yolun doğrusuna; adamlığın ilk basamağına girmiş demektir.

Kimi zaman yöneticiler, kimi zaman öğretmen memurluğu yapan anne ve babalar, çocuğunun yolunu torpil denen yozlaşmışlıkla karartırlar. Bunu yaparken de çocuğuna iyilik ettiğini düşünürler.

 Kimi zaman da öğretmen memur olanlar, kişisel hırslarını; duygusal zafiyetlerini, bilgi ya da kişilik yetersizliklerini sınıfa yansıtırlar. Hem de işi doğru yaptıklarına olan sonsuz inançlarıyla.

Siz değerli okuyucularımın dikkatinden kaçmamıştır, üstteki iki paragrafta öğretmen değil de öğretmen memurluğu yapanlar ifadesini kullanmışlığım. İşte gerçekten, öğretmenlik yoluna girenlerin yollarını göz nuru el emeği ile aydınlatmanın olgunluğunda olgunluğunu göstermek güzelliğini yaşamaktan başka bir şey düşünmezler.

Nasıl bir yola girdiğimizi, sayısı 800.000’ i bulan değerli öğretmenlerime sormak istiyorum: Öğretmen memurluktan sıyrılıp, öğretmen olmaya ne zaman adım atacağız? Kişisel hırslarımızdan kurtulup, öğretmen olma olgunluğunu ne zaman ve nasıl göstereceğiz? Yanlışları olanları kazanarak doğruya, eksikleri olanları ustaların çizgisine çekmeye ne zaman ve nasıl başlayacağız?

Dünya denen bilinmeze düşerse canlıların yolu, gelişi de; yaşantısı da; amacı da; gidişi de farklı olur. Farklılıklarımızı, insanların güzel ve renkli bir dünyada huzur; barış; aydınlık; hoşgörü ve çağdaş değerlerin içinde yaşamlarını sürdürmeleri için kullanmalıyız.

Ne yazık ki, bilirim, peygambere de, caniye de insan denilmektedir. Ne yazık ki, katiliyle aynı yolda buluşur, maktul.

Yol önümüze ne çıkarır bilinmez. Her ışık, gözleri kamaştırır, ama bazıları kör eder. Yoldur bu, yürüdüğümüz yolda kimlerle karşılaşacağız, kimlerle kader birliği yapacağız bilinmese de bilenlerin ışığında yürümek erdemli düşüncenin gereğidir.

 

Bu haber toplam 1243 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Akçaabatın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0546 284 1461 Köksal Ustaoğlu